Son zamanlarda, okurlarımdan aldığım iletilerde, belir-gin bir artış, niteliksel bir değişim var. Kutlama inceliğini göstererek bana güç veren iletiler, giderek artan biçimde, iş yapmaya ve örgütlenmeye yönelik somut öneriler içermeye başladı. Görüş ve öneri getirenler, ülkeyi savunma kararlılı-ğıyla, güvenilir bir ulusal önderlik bekediklerini, böyle bir önderliğin ortaya çıkması halinde mücadeleye hazır olduk-larını söylüyorlar. İnsanlarımızda, özellikle gençlerde, eyle-me dönük, yurtsever bir devingenlik var. Ülkenin kötü gidi-şine tepki duyan aydınlar, bulundukları yerde bir araya gel-meye, örgütlenip birşeyler yapmaya yöneliyorlar. Kuvayı Mil-liye anlayışı yeniden canlanıyor. Türkiye'de, yaygın ve güçlü bir örgütün yaratılma sancısı yaşanıyor.
Türk ulusu, kendisini koruyacak öncü aydınlarını ve onların önderliğindeki ulusal örgütü yaratacaktır. Bunu gö-rüyorum. Bana ileti gönderenlerin, ulusal örgütlenme içinde, önder olarak yer alacaklarını da görüyorum. Mustafa Ke-mal 'in, “kendiliğinden devreye giren elektrik şebekesi, tarihin em-ri” dediği Kuvayı Milliye direnci devreye girecek ve halkla aydınlar arasındaki büyük buluşma yeniden sağlanacaktır. Bence, yurdunu seven herkes buna hazırlıklı olmalıdır.
Ulusal örgütlenmenin, inançla birlikte bilinci, üstelik yüksek bir bilinci gerektirdiği açıktır. Beni umutlandıran, o-kurlarımın bunun farkında olması ve örgütlenme yolunda, bilgilenip bilinçlenmeye özel önem vermesidir. Bilgilenmeyle ilgili, birçok öneri ya da görüş aldım ve alıyorum. Bu önerile-rin bir bölümü, elinizdeki kitabın oluşmasına neden oldu.
Okurlarıma göre; günümüzü geçmişle birlikte ele alan kitaplarım, Türk aydınına bilgi sunmada önemli bir boşluğu doldurmuş, ulusal bilincin yükselmesine katkı sağlamıştır. Kitaplarım nitelikli ama çok oylumlu (hacimli)dur. Kapsadı-ğı konular gereği, bu belli ki gereklidir. Ancak, okumanın ye-terince yaygın olmadığı ülkemizde, ne denli nitelikli olursa olsun, kalın kitaplarla kitlelere ulaşmak çok güç ve herhalde olanaksız bir iştir. Küresel kültür piyasasının etkisindeki gençler; okumaya değil izlemeye, üretmeye değil tüketmeye yatkındır. Bilgi edinmek için çaba harcamak onları sıkmakta, kolay başarı peşinde koşmaktadırlar. Böyle bir ortamda, ki-taplarımın yüksek baskı sayılarına ulaşması büyük bir başa-rıdır, ama yine de sınırlı bir kesime ulaşılmıştır. Oysa geniş bir kesim; bilgisizliğin karanlığı, bilinçsizliğin kayıtsızlığı i-çindedir. Bu insanlara ulaşılmalı, onlara bilgi götürülmelidir.
Kitaplarımda yer alan bilgiler, yenileriyle zenginleştiri-lerek, kısa ve özlü bir kitap haline getirilmeli, gençler başta olmak üzere kitlelere ulaştırmanın yolu aranmalıydı. Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl bir toplumsal miras üzerine kuruldu-ğu, kalkınmak için nasıl bir yol izlendiği, halkın gönenci için neler yapıldığı, büyük başarılardan sonra bugüne nasıl gelin-diği ve bugün ne yapılması gerektiği ortaya koyulmalıydı. Bu yapılırsa, sorunların kavranmasına ve aşılması için izle-necek yöntemin belirlenmesine yardımcı olunacaktı. Geçmişi bilmeyen, ancak geleceğe hazırlanmak zorunda olan gençle-re, artık okullarda verilmeyen bilgiler ulaştırılmalıydı; bu ça-ba, ulusal bilincin yükselmesine katlı sağlayacaktı. Okurla-rım bunları söylüyordu.
Öneriler, uygundu. Şimdiye dek, geniş konuları kuram-sal boyutuyla ele almış, düşünce yaşamımızı zenginleştirme amacıyla kapsamlı kitaplar yazmıştım. Yazdıklarım, bana göre kalıcı yapıtlardı ve artık tamamlanmıştı. Bundan böyle önerildiği gibi, “kısa ve kolay okunabilir” kitaplar yazabilirdim. Okurlarım, bu gereksinimi açıkça ortaya koyuyor, bu işi yap-mamı benden istiyordu. Örneğin bir okurum “Antik Çağdan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler” kitabımın 3 ya da 4 kitap haline getirilmesini önermişti. Birçok okur, “Bitme-yen Oyun” un, broşür biçimindeki ilk baskısını istiyordu. Sa-nırım artık fazla uzun olmayan kitaplar yazacağım.
Elinizdeki kitapta, Kurtuluş Savaşı 'ndan sonra girişilen kalkınma atılımında gerçekleştirilenlerin tümünü, konunun genişliği nedeniyle ele alamadım. Kısa bir kitapla bunu ba-şarmak olanaksızdır. Kimi temel konuları, öne çıkan özellik-leriyle ve özet olarak yazdım. Kemalist kalkınma yöntemini, bu yöntemin özgün ve evrensel boyutunu, dünyaya yaptığı etkiyi inceledim. İncelememi; genç Cumhuriyet'in ekonomik öncelikleri, tarım ve göçmen sorunları, bayındırlık ve sağlık-ta gerçekleştirilenler, sanayileşme, mali politikalar ve eğitim atılımlarıyla sınırlı tuttum. 1923-1938 arasında gerçekleştiri-lenleri, yazmakta olduğum “Ülkeye Adanmış Bir Yaşam-2 Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Devrimi” adlı kitapta geniş ola-rak ele alacağım. Türk Devrimi 'nin gerçek boyutu, orada gö-rülecektir. Ancak, burada birkaç konuyla sınırlı tutulup, özet bilgilerle yetinilse de, 1923-1938 arasında gerçekleştirilen ve Atatürk 'ün, “ülkeyi bir çağdan yeni bir çağa getirdik” dediği bü-yük dönüşümün genel çerçevesi görülebilecektir.
Kitapta, insana üzüntü veren geri dönüş sürecini, yok e-dilen ulusal değerleri, silahla kovulan emperyalizmin geri dönüşünü okuyacaksınız. 1938-1950 İnönü dönemini, 1950-1960 Menderes iktidarını, 1960-1995 sürecini, ABD ve AB po-litikalarını, Gümrük Birliği uygulamalarıyla yaşanan ulusal çözülmeyi, farklı partilerden oluşmasına karşın birbirini izle-yen ve değişmeyen hükümet politikalarını; rakam ve veriler-le ve kuşkusuz öfke içinde inceleyeceksiniz. Bunlar nasıl o-lur? Büyük özverilerle yaratılan ulusal değerler, bu denli ko-lay nasıl yok edilir? Bunları yapanlar nasıl insanlardır, ne-den böyle yapıyorlar diyeceksiniz. Bulduğunuz yanıtlardan rahatsız olacaksınız.
Kitaptan çıkarılan yalın sonuç, bana göre; Türkiye'nin i-çinde bulunduğu olumsuz koşullardan kurtulmak için yapı-lacak olan her girişimin ve başarı şansına sahip uygulanabilir her önerinin, kaçınılmaz olarak Atatürk politikalarına gide-ceğidir. Atatürk 'ü ve uyguladığı politikayı incelemek yalnız-ca, yakın geçmişimizi öğrenmek değil, onunla birlikte, gele-ceğimize yön verecek kurtuluş yöntemini saptamaktır. 1923-1938 arasını örnek alıp günümüze uyarlamak, çıkışı olan tek çözümdür. Çünkü, bu yolun başarıları, kesin ve net biçimde kanıtlanmıştır. İçinde oluştuğu dünya koşulları öz olarak de-ğişmemiştir. 20.yüzyıl başlarıyla günümüz arasında; teknolo-jik gelişme, mal ve hizmet dolaşımı, kâr transferi, mali ser-maye egemenliği alanlarında büyük ilerlemeler yaşandı, ama bu ilerleme, dünya siyasetine yön veren temel işleyişte, nite-liksel bir dönüşüm yaratmadı. Küresel şirket faaliyetleri, pa-zar paylaşım gerilimleri, aşırı güç kullanımı, ülkeler arasın-daki gelişmiş-azgelişmiş , varsıl-yoksul , kuzey-güney farklılıkla-rında bir değişiklik yok. Güçlenip kendini dışa karşı koru-yanlar ayakta kalıyor, bunu başaramayanlar dağılıyor. Dün-yanın paylaşımı için mücadele eden büyük güçler, insanlığa acı çektirmeyi, üstelik aynı yöntemlerle sürdürüyor.
Benzer koşullarda emperyalizmi yenerek, ona ilk darbe-yi vuran Kemalizm bu nedenle güncel. Güncelliği, üstelik yal-nızca Türkiye için değil, yine tüm ezilen uluslar için de ge-çerli. Belli ki, emperyalizm var olduğu sürece, ona karşı ba-şarılı ilk örnek olarak, Atatürkçü uygulama da güncelliğini sürdürecektir.
Kitap, umarım düşünüldüğü gibi, geniş bir okur kit-lesine ulaşır. Özellikle gençlerin, sanal vaatlerin etkisinden kurtularak ülke gerçeklerini bilen ve geleceklerini belirleyen yurtsever aydınlar haline gelmesine yardımcı olur. Onları, u-mutsuzluğun yol açtığı edilgenlikten kurtarır ve mücadeleci bir devingenliğin yayılmasına katkı sağlar.
Konuyla ilgili önerilerde bulunan ve beni özendiren tüm okurlarıma, özellikle Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.Sayın Fatih Hilmioğlu 'na teşekkür ederim.
Metin Aydoğan
İzmir, 10 Haziran 2005 |