Yazarın Önsözü

Kendimi bildiğimden itibaren benim de mensubu olduğum, Sancaklı Yörükler’ine isimlerinin nasıl verildiğini merak etmişimdir. Tarihi belgelerde de yer bulan Sancaklu ya da Sancaklı’nın anlamını ortaya koyan kısa bir çalışma yapmayı planlamıştım. Fakat işin içine girince olayın büyüklüğü ve farklı boyutları ortaya çıktı. İzmir ve Manisa gibi Anadolu’nun batısında yer alan illerin köylerinde yaptığımız çalışma sonucu binlerce yıl öncesinden gelen tarih ve kültür mirası ile karşılaşmak özellikle benim hiç beklemediğim bir sonuçtu. Kültürünü tanımak isteyen herkesle paylaşmak amacıyla bu çalışma yayınlamıştır. Bir çok okuyucunun da benzer bir kültür yapısından geldiğini görerek bu büyük kültürün bir parçası olduğunu hissedeceğini umuyorum.
Çalışmanın dağınık yerleşim birimlerinde yapılması ve çok çeşitli defalar bu yerlere gidilmesinin gerekliliği, yazılı kaynakların az olması önemli zorluklar yaratmıştır. Ayrıca tüm çalışmanın yazılması, eski fotoğrafların temini ve bilgisayarda tamiri, yeni fotoğraf çekilmesi ve bunların kitap sayfasına yerleştirilmesi işleminin de tarafımca yapılması; çoğu zaman gece yarılarına kadar süren yorucu ama zevkli bir uğraş gerektirdi. Tüm bunlar titizlikle yapılırken; temel görevim olan hekimliği de aksatmamam gerekiyordu.
Manisa Sancaklı Bozköy’den Halil Kabasakal ve Manisa Sancaklı İğdecik köyünden Ali Rıza Tecim en çok faydalanılan kaynak kişiler olmuşlardır. 1928 doğumlu Halil Kabasakal bazı notlar tutarak ve fotoğraflar çektirerek tarihe kayıt düşmüş. 1926 doğumlu Ali Rıza Tecim ise neredeyse tüm yaşadıklarını ve duyduklarını hafızasına kaydetmiş. 1948 doğumlu Halil Pehlivan tuttuğu notları vermiş, 1959 doğumlu Hasan Yiğit ve 1954 doğumlu Mehmet Toprak da köy ziyaretlerinde yanımda yer almışlardır. Sancaklı Yörüklerinden olan bu kişiler sorulan sorulara detaylı cevaplar alabilmemizi sağlayarak ve kendi bilgileriyle de destekleyerek katkıda bulunmuşlardır. Her bölümde konuları anlatan farklı kişiler de olmuş,bunlar da kayıtlara geçirilmiştir.
Tarih okumayı geleceğimize de ışık tutacağı düşüncesiyle seven, bilimsel çalışmanın metotlarını bilen bir tıp doktoru olmama karşın, tarih ile ilgili araştırma yapmak benim için apayrı bir konudur.
Bu çalışmada Sancaklı Yörüklerinin 1950 yılı ve öncesindeki yaşantıları ele alınmaya çalışıldı. Bu dönem Sancaklı Yörüklerinin tamamen yerleşik düzene geçtikleri yıllardır. Binlerce yıllık adet, gelenek ve görenekleri özellikle bu yıllardan itibaren yozlaşmaya başlayarak günümüze gelmiştir. Ulaşım ve iletişim araçlarının da gelişmesiyle bu yozlaşma günden güne hızlanarak artmaktadır. Bu çalışma geç kalmış olmakla birlikte, belki de kalan son kaynak kişilerin ağzından yapılmış olmaktadır. Bundan sonraki nesillere kim olduklarını anlatan bir armağan niteliğindedir.
Karşı cephelerde savaştığımız geçmişin sömürge toplumlarının bugün tarih ve kültür yaratma bilinci ile her yıl Çanakkale’ye gelmeleri ne kadar etkileyici ise, bizlerin binlerce yıllık tarih ve kültür birikimimizin farkında olmamamız da o kadar üzücüdür. Yakın geçmişte yapay olarak ortaya çıkan bu devletlerin “Globalizm” adı altında geçmişin köklü toplumlarını yozlaştırmaya çalışması karşısında uyanık olmamız gerekmektedir. Bu çalışma biraz olsun bu ruhu canlandırmaya da yöneliktir.
Bu araştırma sırasında Yörük, Türkmen, Göçmen, Muhacir gibi tanımlamaların hepsinin aslında Türk toplumunu ifade ettiği, bu isimlerin farklı yer ve zamana göre verildiği, OsmanlıRus ve Balkan savaşları sonrası Anadolu’ya tekrar göç eden kitlelerin aslında aynı kökenden gelen insanlar oldukları görüldü.

Metin Özer