“BİR ÜLKE NASIL SATILIR”
Muharrem Bayraktar -
Yeni Mesaj, 04.12.2002

Şu Türkiye'nin garip haline bakın;
Türk Lirası değer kazanıyor, ekonomi kurmaylarının ödü patlıyor!
Dünyada parası değer kazandığı için korku krizine tutulan başka bir ülke yok! 
Sadece Türkiye!
 Türkiye'de ekonominin temeli Türk lirasının sürekli olarak değersizleştirilmesi, dolar hakimiyetinin cenderesine girilmesi ve “içerdeki ve dışardaki uluslararası şirketlerin” sürekli kâr eder hale getirilmesi üzerine kurulmuş. Bu “temeli” sarsan bir ekonomi modeli çıkmadı bugüne kadar. Böyle gelmiş böyle gidiyor! Hal böyle olunca, halk sürekli kaybediyor, bir avuç “kene” sürekli kazanıyor. Önümde değerli dostum Metin Aydoğan'ın son kitabı var: “Ekonomik bunalımdan, ulusal bunalıma”. Türkiye'de ekonomi yönetiminin nasıl uluslararası güç odaklarının tekeline girdiğini, nasıl sömürüldüğümüzü ve sonuçta nasıl “batırıldığımızı”, mükemmel bir şekilde ortaya koyuyor Aydoğan.

Bakınız neler diyor Metin Aydoğan bu belge kitapta:

“Uygulamalar sonucunda bugün Türkiye'de mali sermaye spekülatörleri, kara para sahipleri, borsa simsarları ve uluslararası şirket ortağı holdingler dışında, halinden memnun olan hiç kimse kalmadı. Türk ekonomisi 1999 yılında, İkinci Dünya Savaşından sonra ilk kez yüzde 6.4 küçüldü. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye'de gelir dağılımı, Tanzanya, Uganda ve Ruanda'dan bile bozuk hale geldi. 213 ülke içinde son 25 ülke içine girdi.”

İşsizlik ve yoksulluk arttı, ulusal nitelikli tarım ve sanayi çözüldü, dış ticaret açıkları arttı, iç ve dış borçlar ödenebilir sınırları aştı, bütçe açıkları büyüdü.” (Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma, M. Aydoğan sf.74)

Metin Aydoğan, 9 Aralık Kararları sonrası şirketlerin kârlılık tablosunu inceliyor ve şu sonuca varıyor:

“Türkiye halkı hızlı bir yoksullaşma içine girerken, devlet kuruluşları zarar ettirilirken, halka yeni dolaylı vergiler çıkarılırken, uluslararası şirket ortağı büyük holdingler, mali sermaye şirketleri ve spekülatörler olağanüstü kâr ediyorlardı.

Halktan alınan kaynaklar büyük şirketlere veriliyordu ve bu sonuç 9 Aralık Kararlarının “Enflasyonla Mücadele” kılıfıyla örtülmüş temel amacıydı. IMF bir taşla bir kaç kuş birden vuruyordu. Bir yandan işbirlikçi büyük sermaye güçlendirilirken, diğer yandan ağırlaşan yaşam koşullarıyla bunalan kitleler, sorunlarına çözüm getiremeyen devletten uzaklaştırılıyor, sosyal çatışmalara ve istikrarsızlığa ortam hazırlanıyordu. (A.g.e. sf. 78)

Türkiye'nin işinini bitirilmesi sürecinde, iş ve dış işbirlikçilerin nasıl bir ihanet kumpası içinde olduklarına da değiniyor Aydoğan:

“Türkiye'ye işinin çok yönlü Batı baskısı, dışarıda ve içerde, diplomasi nezaketinden uzak, açık ve ilkel bir kabalıkla sürdürülmektedir. Dışarda “Ermeni Soykırımı” “Kürt azınlık hakları”, “Kıbrıs işgali”, “İnsan hakları ihlalleri” başlıklarıyla yoğun bir Türkiye düşmanlığı yapılmakta ve Batı kamuoyu olası bir Türkiye müdahalesine hazırlanmaktadır.

İçerde, karar süreçlerinde yetki sahibi politikacıların bir bölümü değişik yöntemlerle ‘elde edilmiş', bir bölümü de seçeneksiz olduklarına inandırılmışlardır.” (A.g.e. sf. 119)

Türkiye'deki ihanet kıskacı, dünya tarihinde eşine az rastlanır şekilde gelişiyor.

Nitekim bu satırları yazarken Eski Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün kaleme aldığı bir kitapta yer alan ilginç bir “ihanet örneği” yansıdı basına. Öksüz'ün anlattığına göre, “Telekom'un satışı ile ilgili yoğun toplantıların yapıldığı günlerde, bir ekonomi bürokratı odasında hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Diyormuş ki bu ağlayan bürokrat: “Ben Cottarrelli'ye söz verdim. Şimdi sözümüzü tutamıyoruz. Ben şimdi Cottarelli'nin karşısına nasıl çıkacağım?”

Dün bu olayın ayrıtılarına köşemde yer vermiştim.

Başka “ülkelerin talimatlarını yerine getirmek ve başka ülkelerin çıkarlarına kul köle olmak için, kendi ülkelerinin bağrına hançer saplayan bu ihanet şebekesi ülke ekonomisini işte bu hale getirdi.

Metin Aydoğan'ın ifadesiyle “ekonomik bunalımı ulusal bunalıma doğru ittiler.”

Türkiye'de ekonomi yönetimindeki türlü entrikaları, ihanet şebekesinin çalışma biçimini, ekonominin nasıl bataklığa sürüklendiğini ve bu bataktan nasıl çıkılacağını öğrenmek için bu kitabı mutlaka okuyun.

“Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma” Kum Saati Yayınlarından çıkmış. Kütüphanenizin en güzel yerine layık, bir güzel kitap.