ÖNSÖZ

Batı Trakya Türk azınlığı, anlaşmalarla sınırlarımız dışında bırakılan tek Türk topluluğudur. Lozan Barış Antlaşması’yla bir bütün oluşturdukları toplumdan koparak, bağımsızlığını Osmanlı İmparatorluğu’na karşı elde eden ve Türk korkusundan (fobi) kurtulamayan Yunanistan’da yaşamaya mahkûm olan Batı Trakya Türk azınlığı, seksen yıldır demokratik ve çağdaş yaşamın gerçeklerine uymayan koşullarda yaşamaktadır.
Yunanistan, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanıp Batı Trakya Türkleri’nin ülkesinde bir azınlık durumuna düşmesinden itibaren, baskı politikası uygulamış ve bu topluluğu başvurduğu çeşitli yollarla özümsemeye (asimilasyon) çalışmıştır. Batı Trakya Türk azınlığı, Lozan’dan itibaren seksen yıl süresince baskı politikalarının mağduru olmuş ve olmaya devam etmektedir.
Yunanistan’da bunlar olurken, Lozan Barış Antlaşması’na imza koyarak Batı Trakya Türk azınlığının Yunanistan topraklarında kalmasına razı olan Türkiye Cumhuriyeti özellikle de dış politikasını yürütenler 1950’li yıllardan itibaren bunalım dönemleri dışında bu topluluğa fazla bir ilgi göstermemişlerdir.
İnsan haklarının en temel değer olduğu söylenen günümüzde, Batı Trakya sorunu ne Türk kamuoyu ne de uluslararası kamuoyunda yeteri kadar bilinmektedir. Günümüzde, Batı Trakya Türk azınlığının sorunları hakkında yapılan güncel çalışmaların sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. Türkiye’de politikacıların ve basının konuya ilgisi bunalım zamanlarıyla sınırlı kalmış, diğer zamanlarda ise konuya duyarsız kalınmıştır.
Bu çalışmanın amacı, hakkında çok fazla bilgi sahibi olunmayan Batı Trakya Türk azınlığının sorunlarını açıklayan yeni bir kaynak ortaya koymak ve çözüm yolları için seçenekler sunmaktır.
Tezin hazırlanmasında, bana her yönden destek olan kıymetli hocam ve tez danışmanım, Yrd. Doç. Dr. Bekir Günay’a sonsuz teşekkür ve saygılarımı sunmayı bir borç bilirim.

Hakan Baş, Kocaeli, 2005

Arka Kapak Yazısı

İlk kez, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonunda, imzalanan Yeşilköy Antlaşması‘yla ortaya çıkan Batı Trakya sorunu, Lozan Barış Antlaşması imzalanana dek değişik görünümlere bürünerek sürmüştür. Lozan Anlaşması’yla, Batı Trakya Türklerinin hukuksal durumları belirlenmiş ve günümüzdeki biçimini almıştır.
Türkiye sınırına bitişik olan bu stratejik bölgede, Türklerin yaşamasından tedirginlik duyan Yunanistan, Lozan’da belirlenen Türk azınlık haklarını zorla ellerinden almaya başlamış ve günümüze kadar süregelen baskı ve özümleme politikalarını, Atatürk’ün ölümünden sonra uygulamaya koymuştur. Atatürk’ün varlığından ve uyguladığı dış siyasetten dolayı, Yunanistan bu politikayı yürütürken rahat davranamamıştır. Türkiye, Lozan’ın imzalanmasından sonra Batı Trakya Türklerini unutmamış ve azınlığın hakları, 1920 ve 1930’lu yıllar boyunca yapılan anlaşmalarla, güvence altına alınmaya çalışılmıştır.

Ancak, 1950’li yılların ortalarından sonra ortaya çıkan Kıbrıs sorunu sonrasında, Türk azınlık üzerindeki baskısını gün geçtikçe artıran Yunan yönetimleri, politikalarını; azınlığı göç ettirmek, bu başarılamazsa eritmek temel düşüncesi üzerine oturtmuştur. Bunu, bir devlet politikası haline getiren Yunanistan’da, yönetim ve hatta rejim değişse bile bu politikanın uygulanması ödün verilmeden sistemli bir biçimde sürdürülmüştür.

Yunanistan’ın tek elden, devlet politikası olarak uyguladığı yöntemlere, Türkiye’nin karşı politikalar üretememesi sonucunda, Yunan Hükümetleri politikalarında başarılı olmuştur. 1930’lu yıllarda, yüzde 84 nüfusla büyük bir çoğunluğu oluşturan Türkler, bu gün küçük bir azınlık durumuna düşmüştür.

Batı Trakya Türk azınlığı, Türkiye’nin kendi iradesiyle ve anlaşmalar yaparak sınırları dışında bıraktığı tek azınlıktır. Lozan Barış Antlaşması, resmen bir garantörlük sıfatı tanımamış olsa da, Türkiye gerek bu nedenden, gerekse tarihi bağları nedeniyle, bu insanlara karşı büyük bir sorumluluk içindedir. Ancak, Türkiye bu sorumluluğunu, Atatürk’ün ölümünden sonra yerine getirmemiştir.
Bunun nedeni, Türkiye’nin Batı Trakya’ya ait, kendi belirlediği bir politikasının bulunmayışıdır. Azınlığın karşılaştığı baskılar karşısında, zaman zaman çıkışlar yapılmış, ancak bunlar uzun erimli bir politika temeline dayanmadığı için yeterli olmamıştır.
Bu kitap; uzun yıllar boyunca göz ardı edilen Batı Trakya Türk azınlığının günümüzdeki sorunlarına ışık tutmak, bu sorunların çözüme kavuşturulmasına yardımcı ya da önayak olmak ve Türk kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla kaleme alınmıştır.