 |
 |
|
|
|
|
Ayşe Niyazi
(Kıbrıs)
|
Sn. Metin Aydoğan ,
Bir arkadaş önerisiyle “Bitmeyen Oyun” kitabınızı okuma fırsatı buldum. Kitabınızı bana öneren arkadaşıma sonsuza dek minnettar kalacağım. Size TEŞEKKÜR ETMEK GEREK. Öncelikle ülke sorunlarına duyarlı olduğunuz için ve bu duyarlılığınızı kitaplarınızla bizimle paylaştığınız, gözlerimizi açtığınız için. Kitabınızı okumadan önce de elbette bildiğim bir şeyler vardı ancak kitabınızı okuyup bitirdikten sonra herşeye bakış açım bambaşka oldu. Ve bazı şeyler çok sahte, insanlar çok bilgisiz, duyarsız gelmeğe başladı; çok fazla insanın hala koyu karanlıklar içinde “uyuduğunu” farkettim.
Ben UYANDIM... Gerçekten uyandım...
Kıbrıs'lıyım ve Kıbrıs'la ilgili görüşlerinizi merak ediyorum. Bir de birkaç gündür yaşanan mali krizi nasıl yorumlayacağınızı...
Size saygılar ve sevgiler sunarım. Teşekkürlerim sonsuzdur. |
|
Fatma Yeşilkaya
Kocaeli Üniversitesi Öğrencisi
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Ben, Kocaeli Üniversitesi Kamu Yönetimi 3.Sınıf öğrencisiyim. “Bitmeyen Oyun” ve “Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye” adlı kitaplarınızı okudum. Çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. Ufkumu genişlettiniz, gözlerimi açtınız, bilmediğim gerçekleri öğrettiniz bana. İlk önce, “Bitmeyen Oyun” u okudum sonra arkadaşlarıma önerdim. Hiç ummadığım bir biçimde 3 – 4 gün içinde okumuşlar. Kitabı okuyan sayısı burada oldukça fazla.
Yeni çalışmalarınızı sabırsızlıkla beklerken çalışmalarınızda size başarılar dilerim. |
Mustafa Kemal Bilen
Gazeteci – Ankara
|
Sn. Metin Aydoğan ,
Gazeteciyim ve Başbakanlık Muhabirliği yapıyorum. “Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı bir arkadaşımdan alarak okudum.
Kitabınız, Uğur Mumcu ve Mehmet Emin Değer 'in yazdığı kitapların ardından gelen ve güncelliği nedeniyle büyük önem taşıyan bir eserdir. Oynanan oyunu, yalın olarak anlatmanız beni etkiledi. Son günlerde o denli azaldık ki kitap beni çok sevindirdi. Çünkü, bunları yazacak ve okuyacak insanların olması bana göre bir umut kaynağıdır.
Yazdığınız kitap, benzer söylemleri dile getirenlerin öldürülmekle tükenmeyeceğini, yenilerinin yerini alacağının bir kanıtı olması bakımından da önemlidir.
Kitabı başka arkadaşlarıma da önerdim. Şimdi onlar da okuyor.
Sizi kutluyor ve saygılar sunuyorum.
|
Ahmet Burdurlu
Deniz Teğmeni- İstanbul
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“ Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler” adlı kitabınız elime ulaştı. Kitabınızı bir çırpıda okudum. Hiç vakit kaybetmeden idrak etmeye muhtaç olduğumuz gerçekleri, bu kadar yalın ve belgesel olarak ortaya koyarken verdiğiniz emekler ulusumuzun unutamayacağı bir eseri meydana getirmiştir. Her şeyden önce, yükselen ulusal bilincimizin bir ifadesi olan kitabınız, hepimizi yeniden heyecanlandırmış ve Atatürk gençliğine olan güvenimizi bir kat daha pekiştirmiştir.
Kitabınızı çevremizdeki herkese okutabilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Bundan sonraki çalışmalarınızda da başarılar diler, saygılar sunarım.
|
Melda Özverim
Dortmund – Almanya
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Geçtiğimiz hafta sonu okumaya başladığım kitabınızı büyük bir ilgiyle ve elimden bırakmak istememecesine okudum.
Derin ve esaslı bir araştırma ve birikim sonucu ortaya çıkardığınız kitabınızdan dolayı sizi içtenlikle kutluyorum. 20. yüzyılda Türkiye ve dünyaya bakışınızda, unuttuğum ya da bilmediğim pek çok olayı hatırlamama ya da bilincine varmama aracı oldunuz. Kitabınızı tekrar tekrar okuyacağım ve aldığım notlardan sürekli olarak yararlanacağım. Derneğimin Yönetim Kurulu üyelerine vererek okumalarını isteyeceğim. Bilhassa gençlere çok yararlı olacağına eminim.
Sizi değerli kitabınız için kutluyorum.
Oyun daha bitmedi. Ülkemiz maalesef her gün yeni yeni tehlikeler ve tehditler ile karşı karşıya kalıyor. Sizler yurt içinde, bizler yurt dışında bu tehlikelere karşı görevlerimizi yerine getireceğiz.
Sayın Metin Bey, yeni yılda size sağlık ve başarılar diler saygı ve sevgilerimi sunarım.
|
Suat Mertöz
Deniz Harp Okulu Öğrencisi / İstanbul
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Ben 21 yaşında bir Harp Okulu öğrencisiyim. “Bitmeyen Oyun” 'la ne yazık ki yeni tanıştım. Yazdığınız konulara ilgisi olan bir Türk genciydim. Ancak kitabınızla bilgim ve dünyaya bakışım daha da gelişti, zenginleşti.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; ülkemizde her vatandaşın bilinçli olması gerektiğine inanıyorum. Dahası kitabınızda değindiğiniz konular herkesçe bilinmeli artık, bilinmek zorunda. Bunun için ben çevremdeki insanlara dilimin döndüğü kadar anlatıyorum, onları da bu konularda duyarlı hale getirmeye çalışıyorum.
Zira görüyorum ki;
İnsanlarımız gidişattan hoşnut değil ve görüyorum ki, pek çok insan ortada ciddi bir sorun olduğunun farkında. Ancak aynı benim kitaplarınızı okumadan önceki durumum gibi, soruna isim koymakta ve bilince çıkarmakta zorlanıyorlar. Bu nedenle kendimce çalışmalara başladım. Yakınımdaki insanlara okuduğum kitapları tavsiye ediyor, dahası onlara bu kitapları okumaları gerektiğini şiddetle vurguluyor ve elimdeki kitapları onlara veriyor, okumalarını sağlıyorum.
Ben artık çevremde ve dünyada olan biteni değerlendirirken gerçekleri daha rahat görebiliyorum. Olan biteni, olacakları, bunları yapanları ve amaçlarını yerli yerine oturtabiliyorum; tuzakları, kötü niyetleri anlıyorum. Kısaca artık kimin ne yapmaya çalıştığını, hesaplarını, uydurma kuruluşlarını, programlarını, devlet adamlarını ve devletleri....
Metin Bey,
İşin özü, birileri artık okuyor, öğreniyor ve bilinçleniyor. Artık “bazıları”, “bazılarınca” farkediliyor.
Şu an elimdeki kitaplarınızı okumak için sıra bekleyen arkadaşlarım var. Keşke elimden gelseydi de bütün Türk gençlerine bu kitapları ulaştırabilseydim. Bunları onların da bilmeye hakları var. Biz birbirimizle kenetlenirsek, bilinçli bir millet olursak, “aşağılık duygumuzdan” kurtulursak, Türk adını hecelemek değil haykırmaktan çekinmezsek, daha çok çalışırsak, mutlaka başarılı oluruz.
Bazen umutsuzluğa düştüğüm oluyor. Ancak karamsarlığın beni boğmasına izin vermiyorum; hemen toparlanıyor, kitaplara sarılıyorum. Edindiğim her yeni bilgi içimde bir umut tomurcuğu oluyor, minicik bir bebeğin gözlerindeki gibi bir ışık oluyor. Tarihimize bakıp karamsar halimden utanıyorum. Kurtuluş Savaşımıza, Çanakkele'ye bakmam yeterli oluyor kendimi toparlamama. Bu millet ne zorluklara göğüs germiş, her zorluğun üstesinden nasıl gelmiş diyorum, bu da geçer elbet biliyorum.
Ülkem için “elimden gelenden de çok” şey yapmaya kararlıyım. Ülkemizin içinde bulunduğu koşulları görüp bilinçlenen hiçbir Türk genci boş duramaz, ben de boş duramam. İçim içimi yerken yüreğim kanarken, güzel Türkiyem bu haldeyken, insanlarımız kan ağlarken nasıl olur da ben birşeyler yapamam.
Ancak kendimi bu konularda yine de yeterli bulmuyorum. Elimden geldiğince kendimi yetiştireceğim; ilk aşamada internet sitesi hazırlamayı düşünüyorum, umarım başarırım.
Metin Bey,
Son olarak sizden bir şey rica edeceğim. Kitabınızda yazdığınız anlaşmalar ve tanınmış olan imtiyazlar beni çok üzdü. 1940 ve 1950'lerde imzalanan bu anlaşmaların şu anki durumu nedir? Yani, bizi içten içe kemirerek güçsüz kılan bu anlaşmalar hala yürürlükte mi?
Ne olur bana kısacık bir cevap yazın. Bu konu bence çok önemli. Rahat uyku uyuyamaz oldum, adeta kendi kendimi yiyorum.
Çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Saygılarımla
|
Haluk Erbatur
Kimya Yük.Müh.- İstanbul
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” ve “Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye” adlı eserlerinizi büyük bir heyecanla okudum. Zaman zaman büyük bir haz, zaman zaman üzüntü duydum ve bazen de ürperdim.
Haz duydum zira, ATATÜRK devrini yaşamış bir insan olarak (o zamanlar çocuk da olsam) o devirde yaşananlardan gurur duydum. Üzüntü duydum; bu ülke bu kadar emek ve fedakarlıktan sonra bu duruma mı düşecekti ? Zaman zaman ürperdim, zira, bütün dünya insanlarının ve bilhassa ülkemizin kurtulması hemen hemen imkansız bir büyük tehlikenin eşiğinde olduğunu anladım. Sanki bir KARADELİK etrafında dolaşıyoruz.
Kitaplarınızı okumayan bir kimsenin, tehlikenin bu kadar büyük olabileceğini idrak etmesine imkan olmadığını düşünüyorum.
Kitabınızın en alttan en üste kadar bütün tabakalar (bilhassa politikacılar ve bizleri yönetenler) tarafından okunması gerektiğine inanıyorum.
Bu büyük başarınızdan dolayı sizi yürekten kutlar, sevgilerimi iletirim. Saygılarımla.
|
Engin Çakıcı
Uludağ Üniversitesi - BURSA
|
Değerli Metin Aydoğan ,
Uludağ Üniversitesi Matematik 4. sınıf öğrencisi ve Bursa Atatürkçü Düşünce Derneği Gençlik Komisyonu üyesiyim. Dernek Kitaplığındaki “Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı okudum. Kitabınızı okuyup bu ülkede büyük mücadelelerle kazanılmış olan ulusal haklarımız üzerinde oynanan oyunları öğrendikçe kahroldum.
Biz, Kemalist gençlerin üzerinde ağır bir yükün olduğunu ve bu yükün altından her ne pahasına olursa olsun kalkmamız gerektiğini artık biliyoruz. Bağımsızlık için mücadele ederken gücümüzü; büyük önder Atatürk'ün “Bursa Nutku” ndan alıp, “Gençliğe Hitabesi” ndeki gibi, Kurtuluş Savaşı'nda nasıl halka dayanılmışsa bizim de halka dayanmamız; ona “Bitmeyen Oyun” ları anlatıp bilinç götürerek ulusal bütünlük içinde yeniden bir “Kurtuluş Savaşı” başlatmamız gerekiyor.
Ben İskendurun'luyum. Mezun olduktan sonra ülkemin herhangi bir yerinde, hiçbir hizmetten kaçınmayarak çalışacağım. Halka, okuduklarımı anlatmak, onlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorum.
Gençlik Komisyonumuzun çıkardığı “Günce” dergisinin ilk sayısına yazı verdiğiniz için size ayrıca teşekkür ederiz. Umarım dergimiz elinize ulaşmıştır. Gelecek sayımızda yine bir yazınızın çıkmasını istiyoruz. Yine bir yazı verirseniz çok memnun olacağız.
Çalışmalarınızda başarılar ve sağlıklar dilerim. Saygılarımla.
|
Erkut Kanar
Askeri Öğrenci
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Bir askeri öğrenci olarak, “Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı okumak için can atıyorum. Arkadaşlarımın okuduğu ve bana da anlattıkları bu kitap tüm Türkiye tarafından okunmalı ve ayrıca diğer dillere de çevrilerek, bugün Türkiye'nin durumuna düşürülmüş tüm ülke vatandaşları tarafından da okunmalıdır. İnsanımız hala bazı şeylerin farkında değil, ama ben hem bir vatandaş hem de Türk Silahlı Kuvvetler mensubu olarak tüm tanıdıklarıma ve tanıyacağım insanlara bu kitabı tavsiye edeceğim.
Tabii şimdiye kadar kitabınızı okumamış olmam ve okumadan bu mesajı yazmam biraz yanlış oluyor ama arkadaşlarımda olan kitapların hepsinde sıra var ve sıra bana geldiği zaman hemen okuyacağım ve ilk fırsatta kitaptan kendime ait olmak üzere edineceğim. Ve bu tutumum tek bir kitapla da sınırlı kalmayacaktır.
Okulumuzda birçok subay da kitabınızı okumaktadır. Eminim ki ileride “meşhur bir yazar olarak değil- eminim ki amacınız da bu değil- Türkiye'nin içinde bulunduğu durumdan kurtulmasında en etkili insan olarak anılacaksınız.
Sizden tek isteğim, elinizde bulunan bilgileri daha kısa yoldan, dolaysız olarak vatandaşlarımıza ulaştırmanızdır. Zaten böyle bir uğraş içinde olduğunuzu biliyoruz ama insanlarımız öyle bir hale gelmiş ki, kitap okumak, özellikle böyle bir kitabı okumak onlara zor geliyor; kendi çıkarlarını bile göremiyor. Türkiye'nin her yerinde sizi duyması gereken insanlar var. Ben kendimi, ülkemi kurtaracak bir yola koyulmuş olarak hissediyorum . Türk ulusuna yaptığınız hizmet, gerçekten her türlü övgüyü hak ediyor.
Size hayatınız boyunca sağlık ve başarılar diliyorum. Eminim ki Atatürk gibi bir insan bir daha gelmeyecek. Ama sizin gibi onun eylemini anlayan ve anlatan bir insan ve bizim gibi onun yolunda elinden gelenden de daha çoğunu yapacak insanlar oldukça, bizim sırtımızı kimse yere getiremeyecektir. Saygılarımla
|
İsmet Kalyoncu
Bornova-İzmir
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı geçen hafta okudum. Meydana getirdiğiniz bu “Şaheser”i, bu kadar geç okuyabildiğim için üzülüyorum. Ancak beni asıl üzen bu değil, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumdur.
Kitabınızı çevremdeki herkese samimiyetle öneriyor ve okumalarını istiyorum. Gazi'nin söyledi gibi, ülkeyi yönetenlerin “gaflet ve delalet ve hatta ihanet “ içinde olmaları ve Türk Ulusunun milli değerlerini ayaklar altına alacak şekildeki haince davranışları, bende gelecek için umutsuz düşünceler oluşturuyordu. Bugüne kadar Atatürk 'ün yapmış olduğu devrimleri yalnızca yüzeysel denilebilecek kadar az biliyordum. Ancak kitabınızı okuduktan sonra, dünyaya ve bizi yönettiklerini sanan kesime karşı bakışım tamamen değişti. Gerçek anlamda Atatürk' ün bizlere ne demek istediğini kavradım. Bundan çok büyük bir sevinç duymaktayım.
Hergün arkadaşlarımla tartışıyor ve ulusumuzun düştüğü üzüntü verici duruma, çaresizlik ve umutsuzlukla bakıyoruz. Kitabınızda yazdığınız gibi, Türkiye'nin yeni bir “Kurtuluş Savaşı”na ihtiyacı var. Fakat şu anda bir gerçektir ki, tarihin Türk ulusuna yeni bir “ATATÜRK” vermesini bekleyecek kadar herşeyi bir kişiye bırakmamalı, ulusal bilinci tüm Türkiye'ye yaymalıyız. Bunu anlamak için kitabınızla birlikte Atatürk 'ün Gençliğe Hitabesi'ni de okumak yeterlidir. Sizden dileğim, bu konudaki düşüncelerinizi daha çok duyurmanız ve verdiğiniz konferansları daha da genişleterek tüm Türk halkına yaymanızdır. Daha 18 yaşında bir gencim ve ülkemin iyiliği için yapılacak her türlü faaliyetin içinde olmaya hazırım. Bana bu bilinci verdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Bilmenizi isterim ki, kitabınız beklemediğim bir biçimde tüm arkadaşlarım tarafından okunmaktadır.
Yurtsever çalışmalarınızın ve başarılarınızın devamını diler size saygılar sunarım.
|
Op.Dr. Hayri Özşen
İskenderun
|
Değerli ve Vatansever Kardeşim Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler 1919 - 1999” isimli son derece değerli ve aydınlatıcı kitabınızı çok büyük bir zevkle okudum.Ama ne yazık ki, aynı zamanda hüzün de duyduğumu itiraf etmeliyim.
Ülkemizin uluslararası ticaret oligarşisi tarafından parçalanma noktasına getirildiğinin elbette farkındaydım, bu olayı biliyordum ama açık ve dürüst konuşmak gerekirse belgelere dayalı olarak bilmediğim birçok konuyu da sizin kitabınızdan öğrendim.
Kitabınızı okudukça mutlu oldum, bilmediğim birçok konuyu öğreniyorum diye, ama aynı zamanda bir Kemalist olarak üzüntü duydum, kahroldum. Örneğin, toz konduramadığım İsmet Paşa'nın Milli Şef'lik döneminde 23 Şubat 1945 tarihinde 4780 sayılı yasa ile ABD'ye imtiyaz verdiğini sizin kitabınız sayesinde öğrendim. Aynı şekilde 27 Şubat 1946 tarihinde yine ABD ile ilk borçlanma anlaşmasını, 12 Temmuz 1947 günü radyoda yaptığı konuşmanın içeriğini de..
Çarpıcı örnekler o kadar çok ki, hangisini sayalım, hangisini yazalım? Özelleştirme ve KİT satışlarında, belgelere dayalı olarak yazmış olduğunuz peşkeş çekmelerin hazin öyküsünü mü?
Yoksa bize ‘devleti küçültün' dayatmasında bulunanların, iş kendi devletleri söz konusu olunca kendi devletlerini nasıl büyüttüklerini mi?
Konuların içine ve sonuna Mustafa Kemal Atatürk'ün sözlerini tam yerinde ve büyük bir isabetle yerleştirmiş olduğunuzu mu?
Yoksa artık unutturulmaya çalışılan Kemalist Cumhuriyet'in sosyal, halkçı devlet anlayışının birçok örneklerinden biri olan sağlık konusu gibi çok çarpıcı örneklerini tekrar hatırlatmanızı mı?
Ya da, Atatürk Cumhuriyeti'nde koruyucu sağlık hizmetlerine ne denli önem verildiğini göstermesi açısından, zorunlu hizmet yapan bir hekimin başbakandan daha fazla ücret aldığını vurgulamanızı mı?
Kitabınızda belirttiğiniz gibi Türkiye'mizin nasıl adım adım emperyalist güçlere teslim edildiğinin ihanet örneklerini mi sayalım?
Hangi birini sayalım sayın AYDOĞAN, hangi birini?
Sayın Aydoğan, kitabınız o kadar mükemmel ki kitabınızda bir kere laf kalabalığı yok, o çok bilmiş “akademisyen terminolojisi” yok, işin özünü insanımızın anlayacağı bir biçimde ortaya koymuşsunuz. Bu da sizin konuya çok emek verdiğinizi, konuyu çok iyi özümsemiş olduğunuzu ortaya koyar. Kolay bir iş değildir yaptığınız, birikim ister, özveri ister..
Sayın AYDOĞAN Bu kitabınıza ulaşabilmem bir mucize oldu. Kitabınıza 30 Haziran 2001 tarihinde ulaşabildim ve bir çırpıda okudum. Kitabınızın bana göre en önemli cümlelerinden biri, belki de en önemlisi; “Emperyalizm var oldukça Kemalizm de var olacaktır” cümlesidir. (4.Baskı, 291.sayfa) İşte bu cümle, bana göre kitabınızın ‘özü' dür, ‘ana fikri' dir..
İşte bu cümle; ‘artık ulus devletler dönemi bitti' diyen, ‘Kemalizm'in artık modasının geçtiğini' söyleyen, YDD'cilere, küreselleşmecilere karşı verilecek en güzel yanıttır..
YDD, yani emperyalizm var oldukça onun panzehiri de var olacaktır, o görüş te “Kemalizm” dir.. Mazlum milletler bunu bir kere daha görecek ve yaşayacaklardır..
Sayın AYDOĞAN, ayrıca kitabınızın son yıllarda okuduğum en yararlı ve en etkili kitap olduğunu da bilmenizi isterim..
Sizi yürekten kutlarım..
Sağ olun, var olun.
Ülkemiz vatanseverlerinin sizin gibi değerli aydınlara ihtiyacı gerçekten o kadar fazla ki..
Sizin gibi değerli bir vatansever aydınla, aynı zamanda ve aynı ülkede yaşamış olmaktan dolayı mutluluk ve onur duyuyorum.
Geleceğin vatansever araştırmacıları, tarihçileri Türkiye Cumhuriyeti'nin bu günlerde yaşadığı son derece kritik, ‘sırat köprüsünden geçiş' dönemini yazdıklarında sizi takdirle ve şükranla anacaklardır..
Bundan hiç kuşkunuz olmasın..
Sevgi ve saygılarımı sunarım.
|
Fuat Çelik
Makine Mühendisi - NORVEÇ
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınız için sizi kutluyor ve teşekkür ediyorum. Kitabınızı okuyunca, Atatürk 'ün yaptıklarının değerini daha iyi anladım ve ülkemizin son yıllarda ne kadar kötü yönetildiğini ve yağmalandığını daha iyi kavradım. Zaten benim yurt dışına gitme nedenlerimden biri de bu idi. Türkiye'de, makine mühendisi olarak 3-5 yıl bir KİT kuruluşunda çalışmış, hükümet değişikliklerine şahit olmuş ve her hükümet değişiminde partizanca yapılan proje ve teknik adam katliamlarını görünce, umutsuzluğa kapılmış ve kendimi (geçici olarak) yurt dışına atmıştım. Ancak ne yazık ki 22 yıldır hala buradayım.
Geçen gün internet-gazetede bir haber gördüm. Devlet Malzeme Ofisi, 5000 adet Atatürk posteri alacak ve demirbaş olarak devlet dairelerine dağıtacakmış. Kimileri, “ne kadar iyi, Kemalist düşünce destekleniyor” diyebilir. Oysa, Atatürk'ün düşünceleri yine bir kenara bırakılıyor ve resimlerle uğraşılıyor. Atatürkçülükle uyuşmayan işlerin yapıldığı, yolsuzlukların döndüğü, bağımlılık anlaşmalarının imzalandığı o yerlerde yeterli resim yok mu? Atatürkçülük yok edilirken, resim ve heykellerle daha ne kadar uğraşılacak. Atatürkçü geçinenler bu aldatmacaya katılmaktan ne zaman vazgeçecekler? Bir düşünce sistemine, özellikle de sürekli devrime dayanan Kemalizme yapılabilecek en büyük kötülük bu değil midir?
Kitabınızın sonundaki “Ne Yapmalı” bölümüne izninizle bir kaç öneri yapmak istiyorum. 1) İnsanları, Atatürk 'ün yaptıkları konusunda gerçekten bilgilendirmek. 2) Her yolsuzluğu tek başına ele alıp yermek yerine, iç-dış büyük bir oyunun parçası olarak insanlara gösterebilmek. Böyle bir internet sitesine öncülük yapar ya da kitabınızda bu konularda halen aktif olan sitelerin listesini yayınlarsanız yararlı olur kanısındayım. Saygılarımla.
|
Bilâl Sarıkaya
Harp Okulu Öğrencisi
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı aldım ve bitirene kadar bırakmadan okudum. Kitabınız benim için çok yararlı oldu. Şimdiye dek, Türkiye'nin siyasi tarihi hakkında okuduğum kitaplar, hep taraflı görüşlere sahipti ve yanlış bilgilendiğime inanmaya başlamıştım. Tabii sizin kitabınızı okuyana dek. Sizin sayenizde, ülkemizde dönen entrikalardan haberim oldu.
Ben Harb okulunda okuyorum ve Kemalist bir genç olarak yetişiyorum. Atamızın binbir zorlukla kurduğu düzenden sapılması beni çok üzüyor. Bir an önce bugünkü çarpık düzenin düzeltilip, Atamızın bize lâyık gördüğü özgür ve çağdaş düzene geçilmesini temenni ediyorum. Atamız rahat uyusun, yetişen gençlik onun izinde olacaktır.
Bizlere çok yararlı olan ve olacak olan bilgileri verdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. İyi ve sağlıklı günler dilerim.
|
Doğan Mumcu
İstanbul
|
Sn. Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler 1919 – 1999” adlı kitabınızı okudum. Gerçekleri görmek; bilgili, cesaretli ve yürekli insanlara mahsustur. Hele onları yazarak toplumları aydınlatmak ise kahramanlara mahsustur.
|
Kadir Önder
Güvenlik Görevlisi - Antalya
|
Sayın Metin Bey Merhaba,
Ben, Antalya Oteli'nde konakladığınız sırada kitabınızı hediye ettiğiniz Güvenlik Görevlisi Kadir Önder . Şu anda orada çalışmıyorum, ama sanırım hatırlamışsınızdır.
Kitabınız mükemmel bir biçimde günümüz Türkiyesini anlatmaktadır. Tüm saptamalarınız doğrudur. Kitabı okurken bazen ümitsizliklere kapıldım; bazen hayretler içinde kaldım ve bazen de öfkelendim. Tabii öfkelenmem size değil, açıkça ortaya koyduğunuz olumsuzluklara neden olanlara karşıydı.
Şu an mevcut siyasi otoritenin ne denli kör, çıkarcı ve Türkiye'nin geleceği bakımından korkutucu olduğunu daha iyi anladım. Kitabınızı bir solukta okuyamadım. Çünkü yavaş yavaş okudum ve arada sırada sinirlerim yatışsın diye ara verdim. Birçok kez düşündüğüm, geleceğe dönük bazı planlarım, sizin kitabınız sayesinde daha belirgin hale geldi ve daha somut bir tavır almam gerektiğini ortaya koydu.
Ben dinen müslüman ama yönetimsel olarak laik düşünceye sahıp olan bir Kemalizmciyim. Kitabınızda genel olarak çarelere yer vermişsiniz. Ancak birey olarak ne yapmamız gerektiğini belirtmemişsiniz. Ancak ben kitabınızı okuduktan sonra kişisel olarak ne yapmam gerektiğine dair somut sonuçlar çıkardım. Bir belediye başkanı ya da milletvekili olabilmemin benim için ne kadar mümkün olabileceğini düşünmeye başladım. Bunu düşünmemin nedeni, bu ülkeyi halkın içinden gelen ve yalnızca ülkesini düşünen insanların yönetmesi gerektiğini görebilmemdir. Bunu kitabınızı okuyunca daha iyi anladım; ülkeme ve halkıma hizmet etmek istiyorum. Ancak maddi imkanlarım yok denecek kadar azdır. Maddi yetersizlikler nedeniyle düşüncelerimi gerçekleştirmek çok zor olabilir. Ancak, yolunda gittiğim Atatürk de yokluklar içinde bu ülkeyi kurtarmadı mı? Artık halkın içinden birilerinin çıkıp bu kötü gidişe dur demesi gerekmiyor mu? Kötü gidişe dur dedikten sonra, kalkınıp güçlenmek için yeni çareler ve çözümler bularak kendinden başka dostu olmayan Türk Milleti'ni layık olduğu yere getirmeliyiz.
TV'lerde oturumlara katılıp saçmalayan insanların ve birbirlerini aklayan siyasilerin karşısına çıkıp sorular yöneltmeyi çok isterdim. İnşallah o günler de gelecek.
Metin Bey,
Atatürkçü Düşünce Derneklerine ulaşabileceğinizi düşünerek sizden onlara bir görüşümü iletmenizi rica edeceğim.
Bunu yaparsanız çok sevinirim. Bu dernek yöneticileri bazı özel geceler düzenliyor ve yemekler veriyorlar. Ben bunları görüyorum. Gelen davetliler hep yüksek tabakaya ait kişilerden oluşuyor. Bu tür gecelerde gelir düzeyi düşük halk kesimlerinden hiç kimse olmuyor. Oysa Atatürkçülüğün bir halk hareketi olduğunu biliyorum. Bu gerçeği siz kitabınızda çok güzel anlatmışsınız. Bu derneğin Atatürkçülüğü yaşatmak için kurulduğunu biliyorum. Ancak Atatürkçülük lüks yemekler düzenleyerek yaşatılabilir mi? Halka gitmek, onlarla beraber olmak gerekmez mi? Unutulmamalıdır ki bu ülkeyi lükscüler değil, dürüstçüler kurtarmıştır. Saygılarımla
|
Nesrin Şerbetçi
İstanbul
|
Sayın Metin Bey,
aşamım boyunca titizlikle saklayacağım ve çocuklarıma gururla aktaracağım değerli kitabınız için sonsuz teşekkürler.
Aydınlık bir Türkiye'de sağlık ve mutluluk içinde daha nice eserler üretmenizi diliyorum. Saygılarımla.
|
Aydın Tanyol
Almanya
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler” adlı kitabınızı okudum. Bu önemli eseriniz nedeniyle sizi kutluyorum.
Ben, otuz yılı aşkın bir süredir Almanya'da “El Kapıları” na düşmüş bir vatandaşım.
“Benim burada ne işim var?” sorusuna yanıt ararken, sorularımın yanıtını sizin kitabınızda yazdığınız gerçeklerde buldum. Tabii, siz bir metot içinde, delillere dayandırarak ve genel olarak gerçekleri ortaya koyuyorsunuz.
Ben, kendi hayatım ve bilgimi kullanarak, sizin vurguladığınız şekilde, Atatürk'ten sonraki çapsız yöneticiler yüzünden “El kapıları”na düştüğümü bulmuştum.
Sn. Metin Aydoğan,
Ben, hiçbir parti, cemiyet, tarikat, holding ve mezheple ilgisi olmayan sıradan bir Türk vatandaşıyım. Beni Atatürk'ün gençliğe hitabesinde bulabilirsiniz. Gerçi yaşım ilerledi ama kalbim, ruhum, sevgi gücüm ve ihtirasım birçok gençten daha ileri, daha kuvvetli, daha yücedir.
Saygılar sunarım.
|
Firdevs Sökmen
Ayvalık
|
Değerli Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun”u okurken çok tad aldım. Farkında olduğum, üzüldüğüm pek çok şey, sizin şiirsel anlatımınızla tekrar oldu.
Diliyorum ki çok sayıda okuyucuya ulaşsın ve artık bazı şeylerin farkına varılsın. Biz, kitabın yayılması için Ayvalık'ta emek harcıyoruz.
Size, yazdığınız bu kitap için teşekkür ediyorum. Saygılarımla
|
Umut Çakan
60.Yıl Anadolu Lisesi Öğrencisi - İzmir
|
Merhaba Metin Bey ,
Ben Atatürkçü Düşünce Derneği Gençlik Komisyonu üyesiyim. Kitaplarınızı severek okudum, okuttum. Sayın Vural Savaş'ın kitabında da görünce gururlandım. Yeniden Müdafaa-i Hukuk Gazetesi'nin temsilcisi olmak ve gazeteyi dağıtmak istiyorum. “Bitmeyen Oyun” kitabınızı da arkadaşlarıma ulaştırmak ve onların da bilinçlenmelerini sağlamak düşüncesindeyim.
Metin Bey,
Ben, henüz yolun başındayım (17 yaşındayım). Çok ateşliyim ve bu ateşimi ülkemin esenliğe çıkarılması yolunda söndürmek istiyorum. Halkın Milli Mücadele yıllarında olduğu gibi, küresel saldırıya karşı bilinçlenmesinin gerekli olduğuna inanıyorum. Bu direnişi nasıl gerçekleştireceğiz? Bu konuda, bana düşüncelerinizi iletir ve fikir alışverişinde bulunursanız çok sevinirim. 12 Eylül'ün şu karanlık yıldönümünde ellerimin, kollarımın bağlı olduğunu hissetmek beni rahatsız ediyor.
ATATÜRK'ÜN YOLUNDA TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE dileğiyle hoşçakalın.
|
Ömer Cahit Yıldız
Sivas
|
Sayın Metin Aydoğan
“Bitmeyen Oyun” kitabınızı büyük bir beğeni ile okudum. Ülkemizdeki “oyun” lar hiç bitmiyor. Biteceğe de benzemiyor. Ancak, bu ülkede sizin gibi gerçekçi, yürekli ve özgün kalemlerin bitmeyeceğine de yürekten inanıyorum.
1919 – 1999... Bir solukta seksen yıl. “Bitmeyen Oyun” u hangi ruh, hangi coşku içinde kaleme aldığınızı, yapıtı bitirdikten sonra çok daha iyi anladım. Daha ne kadar konuları bilmediğimi, “dönen dolapların” ne kadar çok olduğunu, güçlü ve özgün kaleminizden öğrendim. Diğer yapıtlarınızı edinemediğim ve okuyamadığım için kendimi “ilgisiz”, “beceriksiz” olarak tanımlıyorum. Ama, Sivas'ta birkaç dostla, tüm yapıtlarınızı okumaya söz verdik. Değişim yoluyla da olsa, onları sağlayıp okuyacağız.
Ülkemizde, evrende ve tüm insanlıkta olup biten “Bitmeyen Oyun” ların bitmesi ve aydınlık düşüncelerin egemen olması dileklerimle size sağlıklar, sevgiler ve başarılar dilerim.
|
Aydemir Kulaç
Hava Teğmen
|
Sayın Metin Aydoğan
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı okumakla, kendi adıma ne kadar şanslı olduğumu düşünsem de; kendilerini hala “Alice'in Harikalar Diyarında” yaşadığını sananlar için de o kadar üzüntülüyüm. Bize, “damarlarımızda mevcut olan asil kandaki kuvvet”i hatırlattınız. Özverili çalışmanız için size sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Teğmen olarak görev yaptığım jet üssünün, ikamet ettiğiniz kentte olması nedeniyle, sizi ziyaret etmek ve sizinle tanışmak istiyorum; tabii kız arkadaşımla birlikte. Değerli zamanınızın bir kısmını bize ayırabilirseniz çok mutlu oluruz.
Size, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Tüm Türk Ulusu adına sonsuz teşekkürler.
|
Kemal Efeoğlu
Deniz Harp Okulu Öğrencisi - Tuzla-İSTANBUL
|
Sayın Metin Aydoğan
Öncelikle, “Bitmeyen Oyun” adlı, hazine değerinde bir kitap yazıp bizi aydınlattığınız için size teşekkürü bir borç bilirim. Ben Deniz Harp Okulu'nda okuyorum. Kitaplarınız okulumuzda elden ele dolaşıyor ve herkesin dilinde..
Kitaplarınızı okuyan herkes okuduklarına, ben de dahil, inanmak istemiyor, ancak ne yazık ki kanıtlarıyla ortaya koyduğunuz gelişmelerin acı gerçekler olduğunu üzüntüyle görüyoruz. Önce moralimiz bozuluyor, ancak hemen toparlanıp daha çok çalışmak ve öğrenmek zorunda olduğumuzun bilincine varıyoruz; karamsarlık, yerini kararlı bir inanca bırakıyor. Bize verdiğiniz düşünce berraklığını ve gücü, anlatmakta zorluk çekiyorum.
Kitabınız çok daha fazla tanıtılmalı, ulusumuzun bütün bireyleri bu kitabı bilmeli ve okumalı. Biz bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Sizden izin almadım ama internet siteme bir yazı ekledim ve bu yazıyı tümüyle “Bitmeyen Oyun”a ayırdım. Umarım bu sizin açınızdan bir sorun yaratmaz.
Kitabınız hakkında yapmak istediğim bir başka girişimden söz etmek istiyorum. Eğer izin verirseniz, sitemde kitabınızdan belli bölümleri belirli aralıklarla yayınlamak, böylece daha geniş bir kitleye ulaştırmak istiyorum ve bunu yapmanın bir görev olduğuna inanıyorum. Üniversitelilerin e-mail gruplarına da mesaj attım.
Sizden bir ricada bulunsam nasıl olur bilemiyorum. Uygun olduğunuz bir zamanda imza günü yapar mısınız. Bizlere hem sizin gibi değerli bir aydını tanıma, hem de imzalı kitaplarınıza sahip olma onurunu vermiş olursunuz. Bunu yapar mısınız?
Yazdığınız kitaplar ve bize kazandırdığınız bilgiler için size çok teşekkür ederim. Saygılarımla
|
Semra Topçu
Gazeteci-Ankara
|
Sn. Metin Aydoğan ,
"Bitmeyen Oyun" kitabınızı büyük bir ilgiyle okudum. Ben Ankara'da bir televizyon kuruluşunda çalışıyorum ve hazırladığım programlarda Türkiye'nin gerçeklerini aramaya dikkat ediyorum. Özellikle şunu belirtmek isterim ki, kitabınızdan bu anlamda çok yararlandım. Altını çizdiğim ve işaretlediğim o denli çok bölüm var ki, sık sık yeniden okuduğum kitabınız benim için bir başvuru kaynağı oldu. Bilgiye ulaşmanın zorluğunu bilen bir insan olarak, hem bilgilerimi tazeliyorum, hem de geliştiriyorum.
Türkiye üzerinde oynanan oyunları tam olarak tanımlayamıyorken, kitabınız pek çok konuda düşüncelerimin netleşmesin sağladı. Okumaya başladığımda ilk hissettiğim şey bana heyecan vermesi oldu. Türkiye'de yazılmayan ya da yazılmaktan çekinilen konular, kitapta son derece açık ve net olarak, belgeleriyle birlikte ortaya koyulmuştu. Kitabınızı okuyunca yanıtlarını aradağım birçok tanım ve kavram yerli yerine oturdu ve düşüncelerimdeki sis ortadan kalktı. Bana heyacan veren buydu.
Ben kitap okumaya üşenen biri değilim. Ama bilinçli okumaya geç başladığımdan olacak, hep bir geç kalmışlık duygusu içindeyim. Bir gecede aklımın içine birçok kitap sokma isteğimi karşılayacak bir kitap yazmışsınız. Size teşekkür ediyorum.
Kitabınızın "Ne Yapmalı" bölümünde yapılması gerekenleri belirtmişsiniz, ancak yapılması gerekenler konusunda Ankara'nın direncinin çözülmesi, sanırım uzun bir süre alacaktır. Zira Ankara'da bizler, popülist gündemin peşinde koşturmanın dışına çıkmakta zorlanıyoruz. Bu nedenle televizyon programcıları olarak görevimizi yaparken, kendimizi sorgulamak zorunda kalıyoruz. Siz yazdığınız kitapla, halkı aydınlatma yolunda bizlerin yapamadığı şeyi başarmışsınız. Sorunları ele almadaki bakış genişliğinize ve bilgiyi okuyucuya aktarma yeteneğinize hayran kaldığımı ayrıca belirtmeliyim.
Sizi yayınlarımızda ağırlamayı ve programımda sizle sohbet etmeyi çok isterdim. Gerçi programımda kitabınızdan alıntılar yapacağım. Ancak sizin bizzat katılarak televizyon iletişimi ile daha çok kişiye ulaşmanız gerektiği kanısındayım.
Kitabınızdan dolayı sizi kutlarken en kısa zamanda görüşme dileğiyle...
|
Gökhan Kaya
Almanya
|
Değerli Metin Bey ,
Uzun zamandır kitap okumamanın verdiği rahatsızlıkla geçen hafta 6 – 7 kitap birden aldım.
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı bir solukta okudum. Okurken içime fenalıklar geldi. Ne kadar kötü bir yolda olduğumuzu, sayenizde daha iyi anladım.
Kitabınızın bana verdiği bir şevk ile ortaya konan gerçeklere birkaç örnek de ben vereyim dedim. Ve size bu mektubu gönderdim. Amacım, kendi gözlemlerime dayanan bilgileri, kitap yazıp halkı aydınlatan sizin gibi bir kişinin bilgisine sunmaktır.
Sevgi ve saygılarımla.
|
Mahmut Terzioğlu
Esnaf- İzmir
|
Sn. Metin Aydoğan ,
Ben, ekonomik bunalımın ağır yükü altında ayakta durmaya çalışın bir esnafım. İzmir'de bakkallık yapıyorum ve kurbanlık koyun gibi, işyerimi daha ne kadar ayakta tutabileceğimin hesabıyla kendimi kaçınılmaz gibi görünen işsizlik günlerine hazırlıyorum. Moralsiz bir ortamda elime geçen kitabınız birçok şeyi görmeme ve öğrenmeme neden oldu. "Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler" kitabınız üzerine Orhan Veli'nin dediği gibi ne söylense yetersiz kalır.
Kitabınızda bana göre, iki temel gerçek üzerinde değerlendirme yapmışsınız. Dünya'nın yaşanan gerçeği ve Türkiye'nin gerçeği... Dünya'nın gerçeği üzerinde söyleyecek sözüm yok. (Var da şu anda yok sayıyorum). Aslında şu anda iki dünya var; zengin (sömüren) ve yoksul (sömürülen). Sömürücü işini, kendi açısından çok güzel yapıyor. Buna şimdi globalizm diyorlar.
Acı olan, Türkiye'nin sömürülen tarafta olması. Bu tesbiti aslında benim gibi herkes çok iyi anlıyor ve biliyor. Sömürücü elbette sömürmek isteyecektir, esas olan sen adam olup kendini sömürtmeyeceksin. Bu konu üzerinde kimseden ses çıkmıyor. Bu dünya düzeni bir anda pat diye ortaya çıkmadı. Uzun yıllara dayanan bu oluşumda garip olan, Türkiye'nin dünya düzeninde hep altta kalıp ezilmesini bir türlü aşmayı becerememesidir. Bence beceremez de. Çünkü bizi yönetenler, konulara bizim açımızdan bakıp işi sahiplenmiyorlar. Başbakandan en alttaki memura kadar, herkesin mutlaka yabancı patentli bir kolejden mezun olması gerekiyor. O kolejden mezun insanlar çok bilgili, çok görgülü pozlarla ortalıkta dolaşıyorlar ama, bunların bilgi ve görgüsünün ne işe yaradığını, Türkiye'nin bugünkü hali açıkca ortaya koyuyor. Cumhuriyeti kuran Atatürk'ün, birinci ve ikinci meclisinde bu tür adamlardan kaç kişi vardı? Ne söylemek istediğimi herhalde anlamışsınızdır.
Aslında kitabınız hakkında değerlendirme, böyle bir sayfa yazıyla anlatılabilir gibi değildir. Siz kitapta çok güzel işlemişsiniz. Türkiye'nin acı gerçekleri, bence milli eğitimimizin bozulmuş olmasında yatmaktadır. Yaşadığımız sorunlar, örf, adet, an'ane ve milli benliğin dışlanarak yabancı patentli ve papağan gibi başka ülke ve düzenlerin fikir ve düşüncelerini konuşan, uygulayan insan yapımızdan kaynaklanıyor. "Sağol" yerine "mersi", hoşçakal yerine "bay bay" diyenler o kadar çoğaldı ki... Verdiğim örnekler birer simge elbette, önemli olan, bu örneklerle anlatmaya çalıştığım anlayışın toplumda yayılması ve yönetime kadar uzanmış olması.
Dünyayı elbette tanıyacaksın, bileceksin. Ama öz olan benliğini unutmayacaksın. Bu, birilerine göre belki şoven bir yaklaşım gibi gelebilir ama açıktır ki, dile getirdiğim bu gerçeğe şoven diyenler "sağol"'a "mersi" diyenlerdir. Dünyaya baktığımız zaman tüm toplumların (bilhassa gelişmiş toplumlar), solcu ve sosyal demokrat geçinenleri bile ülke çıkarları ve tarihsel kimlikleri sözkonusu olduğunda nasıl davrandıklarını biliyoruz.
Kısacası kendimize gelelim. Bize bir takım fikirler ve yardım veriyor görünenlerin, bunu kendi çıkarları için yaptıklarını unutmayalım.
"Bitmeyen Oyun" kitabınız bu gerçekleri çok iyi inceleyip halkımızın bilgisine sunmaktadır. Türkiye'de yaşayan herkesin gerçekleri bilmesi ve anlaması gerekir. Gerçekleri Türk halkına anlatmakta gayret gösteren ve bunu mükemmel bir biçimde başaran Metin Aydoğan'a herkes saygı duymalıdır. Ben duyuyorum ve ona teşekkür ediyorum. Burada yazdıklarım duygularımın onda biri, yüzde biri bile değildir.
|
Serdar Kara
ODTÜ Öğrencisi- Ankara
|
Sayın Metin Aydoğan,
Ben, 3.sınıf üniversite öğrencisiyim. “Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı bundan birkaç ay önce okudum. Yazdığınız şeyler beni derinden etkiledi.
Kitabınızdan dolayı size teşekkür ederim. Kitapta yer verdiğiniz ikili anlaşmalara daha kapsamlı olarak nasıl ulaşabilirim? Saygılarımla
|
Orhan Kartay
Deniz Yüzbaşı
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Kitabınızla 2001 yılının son aylarında tanıştım. Dilinizin akıcılığı ve işlediğiniz konuların yaşamsallığı nedeniyle, bir gecede bitirdiğim ender kitaplardan biri oldu.
Kitabın her sayfasında içim Atatürkçü coşkuyla doldu, yüreğimde bir şeyler kıpırdadı. Çünkü kitapta, 15 yılda tek bir insan tarafından yapılanların, 60 yılda binlerce insan tarafından yıkılmadığını, yıkılamayacağını gördüm; Kemalizmin yurt gerçeklerine, karşıtlarının ise gerçek dışı düzmecelere dayandığını anladım. Türkiye üzerinde oynanan oyun, gerçeklerin gizlenmesi üzerine kurulmuştu ve kitabınız bunu açıkca ortaya koyuyordu.
Kitabınızı okumadan önce, oynanan oyunun nedenlerinin, Türk topraklarının zenginliğinin, madenlerimizin, su kaynaklarımızın, stratejik boğazlarımızın elimizden alınmak istenmesi olduğunu düşünürdüm. Ancak şimdi elimizden alınmak istenen şeyin, esas olarak, Kemalizm ve ulusal bağımsızlık düşüncesi olduğunu anladım. Çünkü bu oyunu ilk biz bozduk. Afrika ve Asya'daki sömürgeler ellerinden gitti. Bir kez daha bozarsak bütün pazarları ellerinden gidecek ve yoksul uluslar, Batı'nın dilediği zaman hükümetlerini devirdiği, ticari istatistiklerin değişkeni haline getirdiği durumdan kurtulacaklar.
Kitabınızın sunumunda Türk Devrimi'ni Prometheus'a benzetmeniz aslında herşeyi özetliyor. Topraklarımızın ve insanlarımızın gerçek zenginliği herhalde bundandır. Mitolojik çağların Prometheus 'u, 1915'lerin Mustafa Kemal' i olmuş, 1920'lerde çoğalmış Kuvayı Milliye olmuş, şimdi de Atatürkçü Türk gençliği olmuştur.
Türkiye için en tehlikeli gurubun sırtını Türk halkına, yüzünü Batı'ya döndürmüş yarım ağızla Atatürkçülük, ulusal bağımsızlık, milli çıkar laflarını geveleyenler olduğunu anladım. Çünkü bunlar ceplerine birşeyler konduğu ölçüde oyuna dahil olduklarını, diğer durumlarda form tutmak (daha iyi oyuncu olabilmek) için bilgi toplayan, karşı takımın taktiklerini uygulayan ve ulusal bilinci kırmaya çalışan “aydın”, ajan vb. rollerini üstlendiklerini anladım. Çünkü bunlar, "Bitmeyen Oyun" un bir parçası olarak, Türk halkının bir kısmını etkilemeğe çalışmakta ve yalanı gerçek gibi göstererek onları da bu oyunun içine sokmak istemektedirler. Atatürkçülüğü bugüne dek bunlar "temsil" ettiler. Okullarda bunların yazdığı kitaplar okutuldu. Atatürkçülük, içi boşaltılmış, yaşamsal ve devingen özelliklerinden koparılmış soyut bir kavram haline getirildi.
Bizlere düşen bu oyunun gerçekle bağını koparmaktır. Bu görev, halkımızdaki Atatürkçü bilincin yükseltilmesi ve kiralık oyuncuların deşifre edilmesiyle mümkün olabilir. Bu oyuncuları çok iyi bilenler bugün aramızda olmasa da (Uğur Mumcu, Cem Ersever, Ahmet Taner Kışlalı ve niceleri), milyonlarca Atatürkçü bu görevi yerine getirecektir. İçinde bulunulan durum, Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'sinin hangi satırına gelindiğinin belirtisidir. Atatürkçü gençliği bugün ilgilendiren şey, muhtaç olduğu kudretin nerede olduğunu bilince çıkarmasıdır. Yazdığınız kitap, Atatürk'ün yaptıklarını hatırlatarak bu kanın debisini arttırmaktadır.
Koskoca bir imparatorluğun tüm kurumlarına karşı çıkan, boynundaki ölüm fermanıyla bunları yıkıp, yıkıntılardan güçlü ve dinamik bir cumhuriyet kuran; dünyanın en güçlü devletlerine, yalnızca halkına güvenerek kafa tutan ve dize getiren bir önder ve bu önderin yaptıklarının; 657 sayılı yasaya göre devlet memuru olabilmek için gerekli bir nitelik haline getirilmesi toplumsal bir trajedidir. Sizin kitaplarınızın artık bunların sonunu getireceğine inanıyoruz.
Sizin kitaplarınızın kitaplıklarda Atatürk'ün Nutku'nun en fazla iki-üç kitap sağında ya da solunda muhafaza edilmesi gerektiğine inanıyorum. Kitabınız, komutanlığımızın subay ve astsubaylarınca okunmaktadır. Kurmay Albay (Komodor) kendi emrindeki gemilerde kitabınızı tüm subaylara aldırmış. Kitabınız bence bir yıl içinde tüm deniz kuvvetleri personeli tarafından okunacaktır.
Saygılarımı sunuyor ve yeni çalışmalarınızın ürünlerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
|
İsmail Tırnakçı
Ankara
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” kitabınızı okudum. Böyle bir kitabı Türk Ulusuna kazandırdığınız için size binlerce teşekkür ederek başlamak istiyorum.
Küçüklüğümden beri birçok kez isyan etmişimdir. Neden Amerika'da, İngiltere'de, neden refah düzeyi yüksek bir ülkede doğmadım; neden insana önem veren bir yerde yaşamadım diye, yıllarca düşünmüşümdür. Yıllarca bunun ezikliğini yaşamışımdır. Eminim bu tür sıkıntılardan bunalıp benim gibi düşünen birçok insan vardır. İnanın şu anda, nasıl böyle saçma düşüncelere vardığıma inanamıyorum. Nasıl olur da onlar gibi, sömürgeciliği hayat felsefesi haline getirmiş, çıkarları için milyonlarca insanı silip atabilen, insanların dini ve etnik düşüncelerini kullanarak onların özgür yaşamasına olanak vermeyen böyle ülkelerde yaşamayı düşünebilmişim, hayret doğrusu.
Hayret duygusu yaratacak düzeyde beni bilinçlendiren kitabınız için size tekrar tekrar teşekkür etmeliyim. Kendimi yaşamım boyunca size borçlu hissedeceğim.
Gençliğin, Türkiye'nin olumsuz gidişine daha fazla dayanabileceğini sanmıyorum. Baştakiler bizleri uyuttuklarını sanıyorlar ama emin olsunlar ki gençlik beklemededir. Fünyesi çekilmiş bir bombadan farkımız yoktur. Bizler Kemal'in evlatlarıyız. Onun düşüncelerinin savunucularıyız. Artık bu ülkeyi peşkeş çekenlerin karşısına birilerinin çıkıp dur demesi gerekiyor. Bu böyle gitmez, kanımızı emdikleri yeter. Türk genci uyanmaktadır. Bunu tüm dünya görecektir... Korkmaya başlasınlar...
Bizleri uyandırdığınız için sizlere binlerce teşekkürler. Sizin gibi aydınlarımız olduktan sonra bu ülke için canını seve seve vermiş şehitlerimizin kemikleri artık sızlamayacaktır. Saygılarımla.
|
Çağrı Dinçay
Simav-Kütahya
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı okudum. Böyle bir kitap yazdığınız için size çok teşekkür ediyorum. Kitabınızla bu yaz başında Kuleli Askeri Lisesi'nde okuyan bir arkadaşım sayesinde tanıştım. Ben bu yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü kazandım. Ve kitabınız sayesinde, bölümümde ileride işime yarayacak, belki de hiçbir yerden kolay kolay öğrenemeyeceğim bilgilere ulaştım.
Meğer bizi şimdiye kadar ne güzel uyutmuşlar. Bize iyi güzel diye öğretilenlerin, bizi nasıl bir batağa sürüklediğini, sizin sayenizde öğrendim. Ayrıca kitabınız hakkında yazılanlardan da yalnız olmadığımı anladım. Bu benim için değeri ölçülemeyecek bir umut ışığı oldu. Okula başlayıp arkadaşlar edindiğimde, inanın onlara ilk olarak, sizin kitaplarınızı önereceğim.
Ayrıca sizden bir isteğim var. Bana bölümümle ilgili işime yarayacak ve doğruları görmemi sağlayacak başka kitap isimleri verebilir misiniz? Eğer verir iseniz çok sevinirim.
Size, aynı liseden kitabınızı okuyan dört arkadaşım ve kendi adıma, gözümüzü açtığımız ve bize doğruları gösterdiğimiz için çok çok teşekkür ederim. Bizleri mutlu ettiniz. Umarım okulumu başarıyla bitirir ve Atatürk'e layık bir diplomat olurum, en büyük hayalim budur. Saygılarımla
|
Murat İncekara
Ziraat Bankası Dış İşlemler Uzmanı - Ankara
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” kitabınızı ilgiyle ama üzülerek okudum. Kitapta ele aldığınız konuları bilmeme ve kimi yöneticilerin hainliği ve işbirlikçiliği konusunda iddiaya girebilecek kadar kararlı olmama rağmen, kitabınızdan bilmediğim çok şey öğrendim. Örneğin özelleştirme konusunda düşüncelerim değişti. Bu konuda pek çok usulsüzlük yapıldığını bilmeme rağmen yine de özelleştirmenin yararlı bir şey olduğunu düşünüyordum. Kitabınız, bu düşüncenin yanlış olduğunu bana kanıtlarıyla birlikte gösterdi.
Ülkenin durumu yüzünden uzun zamandır pek çok vatandaşımız gibi benim de moralim bozuk. Artık siyasi bir çözümden ümidimi kesmiş durumdayım. Kitabınızın sonunda umut verici dediğiniz şeyler doğrusu beni çok da umutlandırmadı. Kurtuluş Savaşı'nı kazandık, ama eğer Atatürk olmasa böyle bir savaş belki de hiç olmayacaktı. Şu anki durum o zamankinden daha beter. Halkın kafası karışık, kimin düşman kimin dost olduğunu bilemiyor, ayrıca Mustafa Kemal diye bir insan da yok. 12 Mart, 12 Eylül yapılmış ortada adeta yurtsever aydın bırakılmamış. Hükümetler gayri milli politikalar yürütürken Ordu bunları milli politikalar yürütmeleri konusunda uyarmıyor. Ayrıca olumsuz durumdan kurtulmak için tekrar ordunun harekete geçmesini mi beklemeliyiz?
Kitaplarınızı arkadaşlarıma öneriyorum. Ancak üniversite mezunları bile çok okumaya meraklı değil. Hatta bir kısmı dünyadan habersiz kalmalarının kendilerini daha mutlu edeceğine inanıyor.
Benim sizden öğrenmek istediğim, aydınların ve halkın örgütlenmesi için katılabileceğim bir dernek, bir kuruluş var mıdır? Kötü gidişe dur demek için, örgütlenilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak böyle bir örgütün var olup olmadığını bilmiyorum. Olsa herhalde siz de katılırdınız. Tıpkı ilk Meclis gibi . Sizce böyle bir örgütlenme başarılamaz mı? En derin saygılarımla.
|
Koray Dilek
Deniz Harp Okulu - İSTANBUL
|
Metin Bey,
Özellikle Atatürk'ün Türk gençliğine emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ni, bu “kutsal emaneti”, koruma yönünde yaptığınız çalışmalar nedeniyle sizi kutluyor ve takdirle karşılıyorum. Genç bir Harbiyeli olarak çalışmalarınızdan, ayrı bir haz duyuyorum. Ben Deniz Harp Okulu 3. sınıf öğrencisiyim.
“Bitmeyen Oyun” isimli kitabınızın Onbirinci baskısını, birbuçuk günde bugün bitirdim ve içimde oluşan duyguları sizinle paylaşmak istedim.
Öncelikle, bir harbiyeli olarak farkında olduğum olayları belgelere dayalı olarak ortaya koyduğunuz için, daha iyi anlama olanağım oldu ve bundan büyük bir mutluluk duydum. Ancak olayların tehlikeli boyutu da beni bir o kadar dehşete düşürdü. Bizler, yani Türk gençliği, olumsuzlukları daha fazla hissetmekte ve “kutsal emanete” yapılan saldırılar karşısında hareketsiz kalmanın üzüntüsünü yaşamaktayız. Bu “emanet” için yalnızca Çanakkale'de 250 bin Türk gencinin şehit olduğunu düşünürsek -ki bu gençler bin kere dünyaya gelseler yine bu ülke için canlarını seve seve verirlerdi-, bugün yapılanlardan üzüntü duymamak mümkün müdür? Şehitlerimizin ve ulu önderin kemiklerini sızlatan acı gerçeklerle karşı karşıyayız.
Sizin kitabınız sayesinde, damarlarımızda dolaşan “asil kanın” her zamankinden daha hızlı aktığını hissettim. Ayrıca mali imkanlarım elverdiğinde, diğer kitaplarınızı da okuyacağım. Malum, sizin de yazdığınız gibi Türkiye fakirleşti. Kitaba bile para ayırmak artık sorun oluyor.
Size çalışmalarınızda başarılar ve sağlıklar dilerim. Saygılarımla.
|
Oktay Karasu
Askeri Okul Öğrencisi
|
Sayın Metin Aydoğan ,
18 yaşında ve saçma düşüncelerle her yöne çekilebilecek, toy bir genç olduğumu biliyorum. Ancak, bana sizin gibi insanların hala var olduğunu söyleyen arkadaşlarımın önerisiyle kitaplarınızı okudum ve düşüncelerimin şimdi, hiçbir yanlış düşünceden etkilenmeyecek kadar sağlam bir temel üzerine oturduğuna inanıyorum.
Araştırma ve bilgi edinmenin elbette sınırı olamaz, ama sağlam bilgiye sağlam bir temelle gidilebileceği de açık bir gerçektir. Kitaplarınız bana bunu kazandırdı. Onları okumadan önce hiçbir şey bilmediğimi ve yolun başında olduğumu fark ettim. Ailemin ve hatta öğretmenlerimin bile anlatamadığı belki de anlatmaktan çekindiği konuları o kadar güzel açıklamışsınız ki... Size ne kadar teşekkür etsem azdır.
Yeni Dünya Düzeni, emperyalizm, kapitalizm, ulusal bağımsızlığımız ve küreselleşme konularını: Avrupa ve Amerika'nın ülkemiz ve diğer ülkeler üzerindeki emellerini daha geniş olarak öğrenmek ve bu bilgiler için önereceğiniz kitapları okumak istiyorum.
Ben askeri bir okulda okuyorum. Arkadaşlarımla geceleri yatakhanemizde yaptığımız sohbetler, kitaplarınız sayesinde arkadaşlarımın ne kadar bilinçlendiğini açıkça gösteriyor. Bu sohbetler bazen o kadar uzuyor ki ülkemizi masaya yatırdığımızda sabah olduğunu bile fark edemiyoruz. Ancak eksik olduğumuz çok konu var. Bazan bir yerde, bir şekilde tıkanıp kalıyoruz. Bu tür sorunları da sizin ve sizin gibi insanların kitaplarını izleyerek öğreneceğimiz kanısındayız.
Yarattığınız çizgiyi hep sürdürmeniz dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum. Yeni çıkacak kitaplarınızı heyacanla beklemekteyiz.
|
Neriman Aydın
Ziraat Bankası Kur. Ban. Şubesi - Ankara
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Herşeyden önce Türk Milleti ve âli Türkiye Cumhuriyeti adına şahsınıza minnettarlığımı ve teşekkürlerimi sunarım. Kendini süper güç gören birkaç dünya devleti tarafından ülkem, milletim ve devletim üzerine ezelden ebede kurulan oyunların, akla hayale gelmez dediğimiz, ancak işbirlikçileri sayesinde her devirde ve her defasında gerçekleşen senaryoların farkında olan bir insan olarak yazıyorum. Hatta daha ileri giderek, ülkem hakkında duyduğum endişe nedeniyle öfke duyan bir Türk olarak ve bunu bir vatandaşlık görevi bilerek bu satırları siz değerli insana, hiç değilse “benim gibi düşünenler de var, dolayısıyla karşılık buluyor, ben yalnız değilim” diye düşünmeniz için kaleme alma ihtiyacı hissettim. Bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.
Eserlerinizle, bağımsız bir devlet olarak kurulan (1923-1938) Türkiye Cumhuriyetine mensup bir birey olarak, bu devlete olan borcunuzu fazlasıyla ödemiş bulunduğunuzu düşünüyorum. Türk halk diliyle ifade etmek istersem eğer, ölmüşleriniz nur içinde yatsın. Size daha uzun ömürler, “Yüce Türk Devletine yeniden bağımsızlık” diliyorum.
Ancak, yeniden bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip olmak için, asla yeri doldurulmayacak söz konusu kitapları yazarak tarihe belge olarak sunmanız, biz duyarlı Türk vatandaşlarının da bunları okumasının, maalesef yeterli olmadığını düşünüyorum.
Siz ve sizin gibi düşünen biz Türklerin nerede olursak olalım, yurdun hangi köşesinde bulunursak bulunalım birlik olmamız, birlikte düşünmemiz, beraber hareket etmemiz, Türk milletinin gönlünde, kafasında bir Kuvva-i Milliye ruhu yaratarak, Türk Yurduna 11 Kasım 1938'de kaybettiği bağımsızlığı yeniden kazandırmamız gerekmektedir. Konu acildir ve de çok önemlidir. Bu nedenle bizim de planlar ve programlar hazırlayarak, Türk halkının bu konudaki duyarlılığını en üst seviyeye çıkararak, bu kutsal mücadeleyi bir an önce başlatmamız ve hemen ardından da icraata geçirmemiz, acil bir vaka olarak önümüzde durmaktadır.
Ne yazık ki Türk vatanı işgal altındadır. Bu işgal her ne kadar silahlı olmasa da ondan daha beter bir durumdadır. Tanrı'nın Türk Milletine bir mucize olarak hediye ettiği o büyük insan Mustafa Kemal Atatürk 'den ve kurduğu bağımsız Türkiye Cumuhuriyeti Devletinden intikam alan, yerli işbirlikçi ve yabancı işgalcilere hadlerini bildirmenin zamanı geldi de geçiyor diye düşünüyorum.
Sayın Aydoğan , isterseniz bir dernekte veya bir birlikte veya siz değerli büyüklerimizin uygun göreceği bir birliktelik ile beraber olma zorunluluğumuz doğmuş bulunmaktadır. Bunun için belki şimdilik bir siyasi oluşuma ihtiyaç duyulmayabilir, çünkü mevcut siyasi partilerin top yekün hepsinin işgalcilerle birlikte hareket ettikleri malumunuzdur. Ancak ilerleyen zamanda siyasi bir kimliğe bürünülebilir, bu konuyla ilgili ne tür bir yol takip edileceğine karar verilebilir.
Ben bilinçli, akıllı, ülkesi, milleti ile ilgili oynanan tüm oyunların ve sonuçlarının farkında olan bir Türk Vatandaşı olarak siz ve sizin gibi düşünen değerli insanların bu dünyadan göçmeden önce, yüce Türk Milletine ve Türk Yurduna tekrar bağımsızlığını kazandırmak üzere Türk Milletini öncelikle ve özellikle fikren örgütlemeniz konusunda bir hareket başlatmanızı istiyorum. Bu konuda kendini yetiştirmiş, nice aydınları cebinden çıkaracak kabiliyet ve kapasitede bir Türk kadını olarak üstüme düşen vazifeyi yapmaya hazır olduğumu bildirmek istiyorum. Sizler bu işi en kısa zamanda başlatmaz iseniz eğer, çok geç kalmış olacağız. Çünkü Atatürk'ün elinde yetişmiş insan sayısı son derece az iken bugün sizlerin ellerinde bizler varız. Her şeyimizle maddi, manevi -canımızla, kanımızla, bilgimiz ve becerimizle- yanınızda olacağımız konusunda asla şüpheniz olmasın. Bunun için Samsun'a çıkmasak da herhangi bir büyüğümüzün evi veya bir lokantanın 5-10 sandalyesi bu işi başlatmanız için yeterli olur sanıyorum. Hepimizin cebinde barlarda eğlenecek kadar olmasa da, yol parası yapacak 5-10 kuruşu vardır diye düşünüyorum.
Türkiye'nin yeniden, ekonomide kuruşlu (bir doların bir Türk lirasına eşit) ve yönetimde bağımsız, kendi kararlarını kendi alan yöneticilere sahip olacağı mücadele günlerinde buluşmak üzere, Tanrı hepimizi ve Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci bağımsızlık hareketinde başarılı eylesin. Tanrı dualarımızı duysun ve bize yardım etsin.
Saygılarımla
|
Volkan Şeyşane
Fatih Anadolu Lisesi Öğrencisi- Manisa
|
Sn. Metin Aydoğan
Kitabınızı bugün bitirdim. İçeriği çok geniş ve çarpıcı olan bu kitap, Türkiye Cumhuriyeti'nin içinde bulunduğu can alıcı noktalara değinmektedir.
Kitabı okurken her yere taşıdım. Her yerde farklı düşüncedeki insanlarla tartıştım. Herkes kitabın haklılığını savunuyor. Bu da gösteriyor ki; kitap, Türk halkının kaderinin bir aynasıdır ve doğrudur.
Kitaptan çok yararlandım. Kimya öğretmenim, kitabı okuduğumu görünce “aferin” dedi. Ben anlamazlıktan gelmiş gibi davranarak “efendim” deyince o bana “aferin helâl olsun” diye tekrarladı. Bunu gerçekten kitabın konusu yüzünden mi söyledi, yoksa bu tür bir kitabı, o tür bir okula götürmeyi nasıl göze aldığımdan mı söyledi bilemiyorum.
Kitabınız için sizi kutluyorum. Kitabınız bana çok şey öğretti. Size çok şey borçlu olduğumu hissediyorum. Saygılarımla.
|
Zeynel Akyürek
Bilkent Üniversitesi-Ankara
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Ben Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümünde doktora öğrencisiyim. “Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı okudum. Sorumlusu Türkiye'deki eğitim sistemi olsa da, yazdığınız gerçeklerden senelerce uzak yaşadığım için kendime kızdım ve bunları şimdiye dek neden öğrenmedim diye hayıflandım. Okuldaki ödevlere ve derslere o derecede gömülüyorduk ki, bırakınız etrafımızdaki dünyayı, Türkiye'den bile habersiz yaşıyorduk. Her türlü ihtiyacımız karşılanıyor ve bireysel yaşıyorduk. Belirlenen sınırlar içinde yönlendirildiğimizin farkında bile değildim. Oysa, yalan ve yanlışa dayanan sahte bir cennette yaşıyormuşum. Ulusal değerlerin önüne çıkarılan ve bize çağın zorunlu gereği olarak sunulan küreselleşme, meğer halkımı yoksulluğa iten bir sömürü ağıymış.
Atatürk 'ün Nutkunu lise çağlarında okumuştum. Gerçek boyutunu, o zaman demek ki kavrayamamışım. Ulu önder ve gerçekleştirdiği devrimler, benim için her zaman değerliydi. Ancak verdiği mücadeleyi, kurduğu devlet ve çektiği zorlukları şimdi daha iyi anlıyorum. Artık, ondan sonra gelen yöneticilere büyük bir öfke duyuyorum. Çünkü biz yakın geçmişimizi, tarih derslerimizden öğrenemedik. Yaşananlar tarih bile olmamıştı. Bize iki kuşak öncemizi bile öğretmediler. Babam biraz anlatırdı, ama o da yeterli birikime sahip değildi, kalıplaşmış şeyler söylüyordu. Yapılanların üniversitelerde, bilimsel eserlerde anlatılmasını ve anlatıların halkın yaşamında yer almasını isterdim. Ama bunların yapılmadığını, hem de hiç yapılmadığını kitabınızı okuduktan sonra açık olarak görüyorum ve gerçekten çok öfkeleniyorum. Kendilerini yönetici zannedenler nasıl bu kadar hain, korkak ve onursuz olabilirler, hayret ediyorum. Türk olmamdan övündüğüm kadar, bu insanların Türk olmalarını kabullenemiyorum. Böylesine yüce bir mücadeleden böylesine başarılı sonuçlardan sonra nasıl ders almıyorlar, nasıl örnek almıyorlar da gidip ülkeyi satabiliyorlar.
Kitabınızı okudukça, tüylerim diken diken oldu. Manzara çok ürkütücü. Keşke milletime yararlı olabilsem diyorum. Keşke bu mücadelede ben de yer alabilsem. Ama ben de, birçok yetenekli Türk genci gibi yakında eğitim amaçlı olarak yurt dışına çıkacağım. Oralarda rahata alışmaktan, ulusal değerlerini sürdürmede zorluklarla karşılaşmaktan korkuyorum. Ama çok içtenlikle ve yüreklilikle istiyorum ki, ben de ülkeme döneyim, orada edindiğim bilgi ve birikimi ülkemin yararı için kullanayım; ülkemin içine düştüğü bu durumdan çıkması için mücadele vereyim. Bunu oradaki rahat yaşantıya bin kez tercih ederim.
İstiyorum ki, insanlarımız arasında kopukluklar kalksın; benzer düşünceye sahip olanlar bir araya gelsin; birlikte hareket edilsin ve halk bilinçlendirilsin, halkın kandırılması önlensin. Atatürkçü düşünceye sahip olanların bir araya geldiği bir siyasal yapılanma olmalı. Bu insanlar halkın içinden çıkıp ülke yönetiminde söz sahibi olmalıdırlar.
Bunlar çok zor bunu biliyorum. Ancak Atatürk de zor olanı başarmadı mı? Ama, Atatürk gibi önderler ne yazık ki sık gelmiyor, işi bizim başarmamız gerekiyor.
Bugünün karamsarlıklarını aşmalıyız, aşmamız gerek. Başka bir seçeneğimiz yok. İnanın içim sızlıyor. Olanları kabullenemiyorum; gururuma yediremiyorum. Çözümün eğitimden ve biraraya gelmekten geçtiğinin bilincindeyim. Keşke herkes yürekli olsa, cesur olsa, fedakar olsa ve en önemlisi onurlu olsa.
Yazdığınız özgün ve yararlı kitap için size teşekkür ederim. Bize farklı bakış açıları kazandırdınız; gerçekleri görmemizi sağladınız, milli duygularımızı yeniden canlandırdınız. Bu nedenle size gerçekten sonsuz teşekkür borçluyuz. Çalışmalarınızın devamını dilerim. Birgün insanlarımızla birlikte, tek bir yumruk olmak umuduyla...
|
Recai Selman Şavluk
Avukat-İstanbul
|
Sayın Metin Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” adlı büyük emek verilmiş eserinizi okudum. Size müteşekkirim. Efendim, daha sonra sizinle telefonla konuşurken heyecandan kelimelerim birbirine karıştı. O kadar çok şey var ki söylemek istediğim, tarihi bir kişilikle telefonda konuşmanın nasıl bir şey olduğunu ilk kez tattım.
Lütfen inanın, telefonu kapatıp eşimin yanına giderken ağlıyordum. Büyük zahmetler ve kan pahasına kazanılmış bu ülke, bu kadar ucuz olamaz, bir şeyler yapmalı derken kitabınız çıktı karşıma. İçimdeki cevherin uyandığını hissediyorum. Nutuk'un sonundaki gençliğe hitap daha bir manalı geliyor. Sanki Mustafa Kemal odamın içinde benimle konuşuyor. Benim hissettiklerimi herkesin hissetmesini, silkinmesini istiyorum. Herşeyi sırasıyla, cahilinden işbirlikçisine kadar herkese anlatmak istiyorum. İşte bu yüzden yakın çevremden başlayarak her yere uzanmaya çalışıyorum. Kitabınızı geniş bir alana ulaştırabileceğime inanıyorum.
Metin Bey,
Size çok şey borçlu olduğuma inanıyorum. Yazdığınız eserlerde Türk Ulusuna çok değerli bir hizmet sundunuz. Bu ulus, sizi hiçbir zaman unutmayacaktır.
|
Fatih Göz
İşletme Bölümü Öğrencisi - Çorlu-Tekirdağ
|
Sn. Metin Aydoğan ,
Hititlere, Keltlere yaptıkları gibi bizim de benliğimizi kaybetmemiz için, dil ve vatan birliğimizi bozmaya çalışan sömürgeci düzene tepki olarak yazılan satırlardır bunlar.
Adım Fatih Göz . 21 yaşındayım ve İşletme Fakültesi öğrencisiyim. Minnettarlığımın bir ifadesi olarak size bu mektubu gönderiyorum. Oktay Sinanoğlu , ile başlayan uyanışımız, yeni edindiğim eseriniz “Bitmeyen Oyun” ile devam ediyor.
Çevremiz sorunlar ve sorumlularla dolu. Ben kendi çapımda sorunların üzerine gidiyor ve çevremi aydınlatmaya çalışıyorum. Ancak ne yazık ki bunu, yüz kişiden belki de bir tanesi yapıyor. Pek çok insan televizyonlardan gazetelerden öğrendiklerini gerçek bilgiler sanıyor. İnsanlar düşünmeyi unuttu, kitap okumayı unuttu. Geçmişte bilgeliğe verilen değer, şimdi yozlaşmaya veriliyor. Yeni nesil resmen ayakta uyuyor. Bu gerçekten acı bir şey.
Kendimi, dinlediğim müzikten düşünce tarzına kadar birçok insandan farklı olduğumu düşünüyorum. Çevreme ve kendime birşeyler kazandırmak için uğraşıyorum. “Bitmeyen Oyun” un belgelere dayalı bilgileri, birçok insana en doğru cevapları vermemi sağlıyor. Bu haliyle “vazgeçilmez”lerim arasına girdi. Size çok teşekkür ederim.
Kitabınızı okuduktan sonra sorumluluklarımın arttığına inanıyorum. Açıkladığınız gerçekleri daha çok insana ulaştırmalı ve daha çok insanın bilinçlenmesini sağlamalıyım. İnanıyorum ki, kitabınız, toplumumuzun özü olan halk tarafından, elden ele dolaştırılacaktır. En azından ben, bu yönde çaba harcayacağım. Bu halk, bitmeyen oyunu bitirmek için elinden geleni yapacak, onuruyla mücadele etmeyi geçmişte olduğu gibi bilecektir. Umudum sonsuzdur. Yazımı her yerde kullandığım bir tümceyle bitiriyorum: Türk demek Türkçe demektir, ne mutlu Türküm diyene... Saygılarımla
|
Korkut Özarcan
Dublin-İrlanda
|
Sayın Aydoğan ,
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızı da, diğerleri gibi büyük bir zevkle okuyorum. Ne araştırma, ne bilgiler, ne alınteri... Yanımda değilsiniz ki size şöyle bir sarılayım...
Birkaç önerim olacak size;
Kitabınızı bir belgesel haline getirirseniz, tüm Türkler izlese ve böylece onlara gerçek Atatürkçülüğün ne olduğunu gösterseniz. Atatürkçülüğü ağzına almaması gereken insanlar, Mustafa Kemal'i neredeyse Avrupacı ve liberal ekonomi yanlısı yapacaklar; öyle göstermek için nasıl çırpınıp duruyorlar. Utanç verici bu durumun panzehiri sizsiniz. Hazırlayacağınız bir belgesele, hem televizyonlar hem de sponsorlar sanırım ilgi gösterecektir. Bu yapımı, Türk ordusu bile üstlenebilir. Türkiye'ye bundan büyük iyilik edemezsiniz.
Ayrıca Kuvva-i Milliye adında bir parti kurup 1919 ruhunu içinde yaşatan insanları çevrenizde toplamalısınız. Kısa zamanda milyonlarca üye sayısına ulaşırsınız. Ülkemizde hala, milyonlarca gerçek Atatürkçü var. Hiçbir kişisel ekonomik karşılık beklemeden ülke için çalışacak milyonlarca insanımızla Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyabilirsiniz. Öyle değil mi? İyiler de kötüler kadar cesaretli ve atak olmalı. Sonsuz sevgiler, saygılar...
|
Soner Varlık
Atılım Üniversitesi-ANKARA
|
Merhaba Sayın Aydoğan
Adım Soner Varlık ve Ankara'da üniversite öğrencisiyim. Çıkarmış olduğunuz muhteşem kitaplardan dolayı sizi kutluyorum. Sizlerin sayesinde ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu koşulları anlıyor, “gaflet, delalet ve hatta ihanet” içinde olanların kimler olduğunu öğrenebiliyoruz. Kitaplarınızı okurken bana müthiş bir hırs geliyor ve kendimi çok güçlü hissediyorum. Şimdi yazacaklarımda gerçekten çok ciddiyim ve beni anlayacağınızı umuyorum.
Ben emperyalistleri ve onların yerli köpeklerini ülkemizden kovalamanın tek yolunun, yeniden bir “Kurtuluş Savaşı” vermemiz olduğunu düşünüyorum. Bütün hainler belli, ama kimse birşey yapmıyor. Türk gençliğinin, tüm Kemalistler ve halkla birleşerek ABD, AB ve onların işbirlikçilerinin ülkemizdeki egemenliğine son vermesini istiyorum.
Lütfen Atatürk'ün “Gençliğe Hitabını” hatırlayınız: “İçinde bulunduğun vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin” demişti. Şu anda tümüyle dışarıya bağlıyız, biliyorum ama koşulların olumsuzluğunu düşünmeden neden ulusça bağımsızlığımız için savaşmıyoruz. Bunu yapmazsak Atatürk'ün vasiyetinin ne anlamı kalır? Onu dinlemiyor muyuz, dinlemeyecek miyiz?
Türkiye'de nüfusun çoğunluğu, bağımsızlık devrimini henüz anlayamıyor olabilir. Onu yıllarca cahil bırakıp yoksul kılarsanız elbette böyle olur. Zaten halkın tümünün devrime katılması nerede görülmüş. Tüm vatansever kişi ve kurumların bir araya gelerek, ülkemizdeki vatan hainlerinin (büyük sermaye, politikacılar, kimi bürokratlar) işlerinin bitirilmesini istiyorum. Lütfen bana hayalperest demeyin. İnanın ben kişisel geleceğimi, eğitimimi, rahatı, huzuru hiç düşünmüyorum; yeter ki Atatürk 'ün emanetini kurtaralım. Atatürk' ün çektiği acıları, güçlükleri okuyup öğrendikçe çok fena oluyorum. Ve bir an önce savaşıp, Türkiye'nin bağımsızlığı ve haysiyeti için ölmek istiyorum. Atatürk 'ün çektiği bunca sıkıntıdan sonra nasıl oluyor da bizler, şu anda hiçbir şey yapmadan durabiliyoruz. İşsizlik, açlık, yoksulluk, parasızlık; pasifliğin ve bağımlılığın gerekçeleri yapılmamalı. Ülkemizin kaynakları, yardım almadan bizi yaşatacak kadar zengindir, yeter ki ona sahip çıkalım.
Sayın Aydoğan , yalvarırım içtenliğime inanın. Bütün ulusal güçlerin bir araya gelerek yapılacak bir devrimin imkansız olmadığını hepimiz anlamalıyız. Ben sizi ve sizin gibi Atatürkçüleri çok seviyorum. Hepimiz, tüm gücümüzle birleşmeli ve Atatürk'ün gösterdiği yolda yürüyerek, kendimizi Türk ulusuna feda etmeye hazır olmalıyız. Saygılarımla.
Bu arada size şunu iletmek istiyorum. Bizim okuldaki hocaların istisnasız hepsi, Gümrük Birliği uygulamalarının bizi zarara uğratmadığını, tam tersine çok yararlı olduğunu anlatıyorlar. Üstelik bir de bizi bir şey bilmez cahiller sanıp, “İsterseniz Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine bakabilirsiniz” diyorlar. Ben, onların söylediklerine artık kanmıyorum ama bir sürü genç bunlara inanıyor. Bu gençlere, sizin “Avrupa Birliğinin Neresindeyiz?” kitabınızdan bilgiler aktarınca şaşırıp kalıyorlar. Bu kitabı yazmakla ne büyük bir iyilik yaptığınızı bir bilseniz. Saygılarımla.
|
Prof. Dr. Onur Ural
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi KONYA
|
Sayın Metin Aydoğan
“Bitmeyen Oyun” kitabınızı soluk soluğa okudum. Sizi gönülden kutluyorum. Kitabınızda yer verdiğiniz okuyucu mektuplarına göz atınca, fazla övücü söze gerek kalmadığı hemen görülüyor. Ancak şunları da yazmadan edemeyeceğim.
Uğur Mumcu konuşurken “tamam işte benim düşündüğüm fakat dile getiremediklerimi söyledi, benim sormak istediklerimi sordu” diye düşünürdüm. Sizin satırlarınızı okurken; hem aynı düşünceye kapıldım hem de Mumcu'nun ifade yansımalarını, rengini ve kararlılığını hissettim. Yüreğinize sağlık.
Sayın Aydoğan,
Kitabınız için yazdığım cümleler, duygularımın ancak yüzde birini ifade etmektedir. Kendimi aldatılmış, kırılmış ve kandırılmış hissediyorum. Arkadaşlarıma sürekli sizin kitabınızdan bahsediyorum. Kitabı şimdi ikinci defa, bu kez küçük notlar alarak okuyorum. Emeklerinizin boşa gitmeyeceğine inanmanızı istiyorum. Kitabınızda yazdığınız gibi tek sorunumuz, birlikte hareket edemememiz. İnanıyorum ki bu sorunu da aşacağız.
Edindiğimiz 30 kitabı burada elden ele dolaştırıyoruz. Tamamı birinci okuyuculardan ikinci okuyuculara, bazıları ise üçüncü okuyucuların eline ulaştı. Artık akşam sohbetlerinde kitabınızı anlatmaktan gurur duyuyorum. Konya'da bayanlar ev toplantılarında kitabınızı okuyup tartışıyorlar. İnanın gözümüzün önündeki kalın bir perdeyi (eşim de aynı fikirde) kaldırdınız. “Avrupa Birliğinin Neresindeyiz?” ve “Ekonomik Bunalımdan Ulusal Bunalıma” kitaplarınızı da zevkle ve hüzünle okudum. Şu anda “ Yeni Dünya Düzeni, Kemalizm ve Türkiye”yi okuyorum.
Sayın Aydoğan,
Kitaplarınızı okuduktan sonra bazı televizyon kanallarını izlemiyor, gazeteleri okuyamıyorum. Size, ailem adına tekrar teşekkür ediyorum. Elinize, zamanınıza ve birikiminize sağlık. Konya'dan sevgi ve saygılar. Buraya gelme fırsatınız olursa sizi ağırlamaktan mutlu olacağız.
|
Tarık Karabucak
Kuleli Askeri Lisesi Öğrencisi - İstanbul
|
Metin Bey Merhaba,
“Bitmeyen Oyun” adlı eserinizi okudum. Sizin kitabınızdan önce de Oktay Sinanoğlu'nun kitabını okumuştum. Sizin eserinizi oradan öğrendim ve hemen aldım. Gerçekten mükemmel bir kitap yazmışsınız.
Ben İstanbul Kuleli Askeri Lisesi'nde okuyan bir gencim. Henüz 17 yaşındayım. Ancak bir asker olarak, kitabınızda işlediğiniz konuları öğrenmem gerektiğini düşündüm. Bu nedenle okumalarımı genişleterek sürdüreceğim.
Size şunu da söyleyeyim. Eserleriniz okulumuzda çok iyi ilgi görüyor. Sizi, bu eserlerinizden dolayı kutluyor, yeni eserlerinizi bekliyoruz. Hayatınızda başarılar diliyorum. Sevgiler, saygılar.
|
Eray Akyüz
Bilkent Üniversitesi Eğitim Bil. Fak. - Yüksek Lisans Öğrencisi - Ankara
|
Sayın Metin Aydoğan
Size ne kadar teşekkür etsem azdır. Türkiye'de ters giden olayları, gerçek ve haklı kanıtlara dayanarak, bu kadar açık yüreklilikle dile getiren, gerçek aydın, gerçek Atatürkçü ve gerçek Türkiye sevdalısı bir yazarımızın olduğunu bilmekten şeref duymaktayım.
Sayın Metin Aydoğan
“Bitmeyen Oyun” adlı kitabınızda yazdığınız her kelimenin altına imzamı atarım. Kurtuluş Savaşı yıllarındaki gibi “dahili ve harici bedhahların” bu kadar arttığı bir dönemde, bir Türk genci olarak karamsarlığımı, Atatürkçü ruhumu ve vatan aşkımı geri kazandıysam, hiç abartısız, bu sizin ve eşsiz kitabınızın sayesinde olmuştur. Kitabınız beni, hem kendime hem de ülkeme kazandırmıştır.
“Gaflet ve delâlet” içindeki genç arkadaşımın arasında, bana kitabınızdaki düşüncelerinizle Türklüğümü hatırlattığınız ve vatan sevgisini kazandırdığınız için size çok teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar ve sağlıklar dilerim. Herşey gönlünüzce olsun. Saygılarımla.
|
Turgut Morgül
Kara Harp Okulu Öğrencisi - Ankara
|
Sayın Metin Aydoğan
Ben Kara Harp Okulu'nda okuyan bir öğrenciyim. İki yıl sonra mezun olacağım. Beni mutlu eden en önemli olaylardan birisi, mezun olduktan sonra asker ocağında Türk gençlerine iyi bir eğitim verecek olmamdır.
3-4 ay önce yakın bir arkadaşım bana “Bitmeyen Oyun” u önerdiğinde ufkumun ne olduğunun farkında değildim. Kitabınızı okuyunca yazdığınız herşeyin, daha önce duyup da yeterince sorgulayamadığım olaylar olduğunu gördüm ve önümde sağlam bir ufuk oluştu.
Sanırım Atatürk 'ün Bursa'da Türk gençliğine söylediklerini biliyorsunuz. O anlar yaklaşıyor. Politikacılar kim olursa olsun, sorun ne kadar büyük olursa olsun, damarlarımızda Türk kanı ve yolumuzu aydınlatan bir Atatürkümüz var. Kimse korkmasın. Marka da giysek, asi de olsak biz Türk gençliğiyiz.
“Bitmeyen Oyun” u üç günde okudum. Kitap şu anda evde, ailem okusun diye bıraktım. Ancak kitaplarınız burada yaygın olarak okunuyor.
Bugün, “Avrupa Birliğinin Neresindeyiz?” kitabınızı aldım. Bir solukta okuyorum ve şu anda 83. sayfadayım. “Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye” kitabınızı da alacağım. Ancak sizden bir ricam var. Kitabınızı imzalayarak gönderirseniz beni mutlu edersiniz. Kitabınız gelirse imzasız olanını, arkadaşlarıma veririm. Sizin bende bir hatıranız olsun istiyorum. Saygılarımla.
|
Kerim Sertoğlu
Orman Fakültesi Öğrencisi - İstanbul
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Ben İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. İlk ve orta öğrenimim sırasında kitap okumayı sevmez, doğru dürüst birşey okumazdım. Yaşım biraz büyüdükçe özellikle de son zamanlarda güzel ülkemiz üzerine kurulan komplolar, oynanan oyunlar arttıkça, sizin yazdığınız gibi kitapları okumaya başladım. Özellikle Atatürk dönemine yani Cumhuriyet tarihine merak sardım. Bu büyük adam ne yaptı da ülke bu kadar gönenç kazandı. Öyle ya, elinde sihirli bir değnek yoktu.
Sonra sizin “Bitmeyen Oyun” kitabınızı okudum. Kitap okumaya yeni alışkanlık kazanmış biri olarak, kitabınızı 4 gün gibi rekor bir zamanda bitirdim. Öyle ki bazı gece, üçlere dörtlere kadar okudum. Bir gece kendimi kaptırmış bir biçimde, odamın ortasında bir o yana bir bu yana yürüyüp kitabı okurken “Aman Yarabbi, Aman Yarabbi!...” nidalarıma annem uyanmış, “Oğlum ne oldu?” diye yanıma geldi.
Ülke gerçekleriyle beni ve kitabınızı okuyanları aydınlattığınız için size minnettarım.
Başarılarınızın ve ülke konularındaki kitaplarınızın devamı dileğimle
|
Dinçer Bilginer
Marmara Üniversitesi Öğrencisi
Osmancık Haber Gazetesi-ÇORUM
|
Sayın Metin Aydoğan
“Bitmeyen Oyun” kitabınızı heyecanla okuyorum. İnanın olaylara ve Türkiye'nin sorunlarına bakış açım değişti.
Ben 19 yaşında, yüreği vatan ve millet aşkıyla dolu milliyetçi bir üniversite öğrencisiyim. Öğrenciliğimin yanı sıra yerel bir gazetede köşe yazarlığı yapıyorum. Avrupa Birliği hakkında, “AB'ye Giremeyiz Çünkü..” başlıklı bir yazı hazırlamaktayım. Bu yazıda, eğer izin verirseniz, kitabınızdaki bilgi ve alıntıları kullanmak istiyorum. Tabii ki, adınızı dipnot olarak yazmak ve kitabın aslına sadık kalmak şartıyla. Kitabınızda yer verdiğiniz konular ve ayrıntılı belgeler, bence yazımda kullanabileceğim en sağlam kanıtlardır. Bu konuda bana hoşgörü göstereceğinizden ve yardımcı olacağınızdan eminim.
Kendinize iyi bakınız. Çünkü siz ve sizin gibiler bu ülkeye, bu millete lazımsınız. Saygılarımla.
|
Altan Çetin
Darıcı Oto Kurtarma Araçları - Erdemli-Mersin
|
Sn. Metin Aydoğan ,
Şu an 30 yaşında olmama rağmen okul yıllarını saymazsak, kitap okuma alışkanlığım hiç olmamıştı. Ancak kitap okumama alışkanlığım sizin sayenizde sanırım artık bitecek. Çünkü “Bitmeyen Oyun” kitabınızı bir çırpıda okudum ve diğerlerini de edinip okuyacağım.
Dile getirdiğiniz ve yıllardır oynanan oyunları bazı kesimlerin bilmesine rağmen, bunların peşinden bir koyun gibi gitmiş olan insanların, sizin bu eserinizden etkilenip artık birşeylere dur demesi gerektiğine inanıyorum. Bizlere kazandırmış olduğunuz bu kitap için size teşekkür ediyor ve böyle kitaplar yazmaya devam etmenizi diliyorum.
Sizden ayrıca bir istirhamım var. “Bitmeyen Oyun” dan bana birkaç tane yollarsanız, bütçesi kitaba para ayırmaya müsait olmayan bazı arkadaşlara bunları vererek, onların da okuyup bilgilenmelerini sağlamak isterim. İlginize şimdiden teşekkürler. Saygılarımla.
|
Harbiyeli Mehmet Kalay
|
Sn. Aydoğan,
“Bitmeyen Oyun” kitabınızı, bir arkadaşımın önerisi ile büyük bir dikkat ve hayretle okudum. Bu ülkenin bir vatandaşı, aynı zamanda bir subayı olarak, verdiğiniz bilgiler ışığında, kendime çizmiş olduğum yolun yönü de değişti. Bu yön, Türkiye'nin geleceği hakkında düşünmekten çok, şimdiki durumu kurtarmak fikrine büründü.
Sizin diğer kitaplarınıza ulaşabilmem, şu andaki imkanlarım dahilinde çok zor. Sizden istirhamım, bana “Bitmeyen Oyun” kitabınızı ve bu konularla ilgili birkaç kaynak göndermeniz ya da göstermenizdir. Türkiyem için, Türkiyemiz için; olanaklarım elverdiği sürece bu gerçekleri tüm yakınlarıma, dostlarım ve arkadaşlarıma anlatacağım. Anlatacağım ki onlar da kitaplarınızı okusunlar, ülkemizin gerçeklerini görsünler. En içten sevgi ve saygılarımla
|
Zeynep Erenkol
Harp Okulu Öğrencisi
|
Sayın Aydoğan ,
“Kanla ıslandı bu topraklar, ne ocaklar söndü vatan müdafaası uğruna; yine de analar bağrına taş bastı da evladını feda etti vatana.”
Şimdi bu topraklara akbabaların gölgesi düşüyor, ancak kimse gerçekleri görmüyor. Kurtlar sofrasında aziz vatanı parçalamak için hain planlar yapılıyor. Bu ülkenin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş işbirlikçiler, yabancıların emellerine alet oluyor. Gözümüzün önünde olup bittiği halde göremediklerimizi, cesaret ve yetenekle bizlere gösterdiğiniz için size sonsuz teşekkürler.
“Bitmeyen Oyun” adlı eserinizi okuyan şanslı yeni nesil gençlerden biriyim. Pırıl pırıl düşüceler ve ideallerle bu kutsal kuruma dahil olmuş, anasının gün gelince vatan uğruna çekinmeden feda edeceği bir subay adayıyım.
Kitabınızın ışık tuttuğu gerçekler tüylerimi ürpertti ama karamsarlığa kapıldığımı sanmayın sakın. Bu ülkeyi kan emicilerin elinden kurtarmak için daha çok çalışmaya and içtim.
|
Nebi-Fadime Yılmaz
Avustralya
|
Sevgili Metin Aydoğan ,
Binbir emek ve özenle hazırlanmış “Bitmeyen Oyun” ile başlayan ve diğer 4 kitap ile süren eserlerin Avustralya'daki Türk toplumu için can suyu gibi geldi. Okuyan herkesin içinde yeniden güzel duygular filizlenmeye başladı.
Başta Sadullah Vurgun olmak üzere, yakın arkadaşlarımın birçoğu, kendi kendini görevlendirerek yurdunu seven, sorunlarına duyarlı insanlara kitapları ulaştırmak için yoğun bir çaba sarf ediyorlar.
Kişisel çabalarımızla, başta Melbourne olmak üzere, 3500 km uzaktaki Perth, Adelaide, Gold Coast ve Sydney'deki 18 ayrı kişi ve kuruluşa ilk etapta 75 kitabı ücretsiz dağıttık. Ondan sonrasını da isteyenlere bize maloluş fiyatına veriyoruz. İlk hedefimiz 500 kitabın dağıtımı. Birçok insan sabırsızlıkla gelecek kitapları bekliyor. Sanırım 1-2 ay içerisinde bu gerçekleşmiş olacak. Önümüzdeki dönemde kişisel işlerimizi biraz hafifletebilirsek, bu dağıtımı en az 1000 kitaba çıkartmayı planlıyoruz.
Yılların birikimini, karşılıksız sevgiyi, paranın dışında başka kavramların da ön planda olabileceğini, herkesin anlayabileceği bir dil ile yazıp bizlerle paylaştığınız için önce size ve bu kitabın hazırlanmasından dağıtımına değin emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler, iyi ki varsınız. Toplum sizden çok şey bekliyor. Lütfen yazmaya devam edin. En sıcak sevgilerimizle...
|
Salih Kolbaş
Jandarma Uzman Çavuş - VAN
|
Sayın Metin Aydoğan ,
Öncelikle kitaplarınızı bana gönderme inceliğinde bulunmanızdan dolayı size çok teşekkür ediyorum. Kitaplarınızı okumaya başladıktan sonra ölü uykusuna yatmış olduğumu, gözlerimin kör, kulaklarımın sağır olduğunu anladım. Aslında ben kendimi çok kitap, gazete okuyan, haber dinleyen biri olarak bilirdim, ancak yazık ki, dünyayı sizin gözünüzle görmemizin imkanı yoktu. Çünkü bizlerin yani Türk yurttaşlarının bu şekilde uyumasını, ulusal bilinçten yoksun, Avrupa taklitçisi olmamızı isteyen güçler var. Bu güçlerin neler olduğunu sizden öğrendik
Şu anda tüm kitaplarınızı okumuş bulunmaktayım. Bu saatten sonra artık çevremde bulunan herkese kitaplarınızı okumayı tavsiye edip, elimden geldiği, dilimin döndüğü kadar çevreme bazı gerçekleri aktarmaya çalışıyorum. Aktarmak zorundayım, çünkü; Ben M. Kemal Atatürk 'ü kitaplarınızı okuyunca gerçek anlamda tanıdım, IMF'nin ne olduğunu, AB'nin ne olduğunu, Dünya Bankasının ne olduğunu, özelleştirmenin ne olduğunu, ulusal bilincin, emperyalizmin ne olduğunu, kapitalizmin ne olduğunu hep sizin kitaplarınızdan öğrendim, hocam. Size bu konularda ne kadar teşekkür etsek az gelir , Metin bey.
Zaman zaman umutsuzluğa düştüğüm karamsarlığa kapıldığım, hatta çok kızdığım anlar oldu. Ancak, artık geleceğe aydınlanmış bir Türk genci olarak daha bilinçli ve umutla bakıyorum. Fazla detaylara girmek istemiyorum, size tekrar çok teşekkür ediyorum, SİZİ ÇOK SEVİYORUZ. Saygılarımla. 22.11.2003
|
Cahit Tokar
Hava Harp Okulu
|
Merhaba Saygıdeğer Hocam
Ben Hava Harp Okulu'nda okuyan bir harbiyeliyim. Yazdığınız yapıtlardan dolayı size minnettarım. Eserlerinizden ilk önce Bitmeyen Oyun 'u okudum. Değindiğiniz olaylar olsun kitabın akıcılığı olsun beni gerçekten büyüledi ve sizin eserlerinizi takip etme gerekliliğini hissettim kendimde. Yaklaşık bir ay önce, bir kitabevinde sizin diğer eserlerinizi gördüğümde ne kadar sevindim, bilemezsiniz.
Ülkemizin sizin gibi gerçekleri çekinmeden söyleyebilen cesaretli, milli duyguları körelmemiş aydınlara çok ihtiyacı var.
Avrupa Birliği'nin Neresindeyiz ? adlı kitabınızı okumam yalnızca 1 haftamı aldı. Buna ben de inanamadım. Kitaplarınızı okurken geceleri gözüme uyku girmiyordu. Gerçekten bilgiye aç bir insandım. Değindiğiniz konular insanın tüylerini diken diken yapıyordu. Bir yandan bilgilendiğimi hissettiğim için sevinirken bir yandan ülkemde bunlar mı oluyormuş, demekten kendimi alamıyor ve sinirleniyordum. Ama inanıyorum ki, sizin sayenizde artık insanlarımız bilgilenecek ve kahvede ya da cafede boş muhabbet yerine, ülke sorunlarını tartışır hale gelecek.
Buna ek olarak, kitaplarınızın girişinde okurlardan bölümünü gördüğümde çok mutlu oldum. Çünkü ülkem insanının okuduğunu, bilgilendiğini görüyordum. Kitaplarınızı tüm okula, tüm çevremde okutmaya çalışıyorum. Kütüphanemizde kitaplarınız hiç durmuyor, devamlı birileri sizi okuyor okulumuzda. Umarım bir gün okulumuza gelir değerli, bilgilerinizi bizle paylaşırsınız. Verdiğiniz ve ilerde vereceğiniz tüm değerli bigiler için size teşekkür ediyorum. Şunu da belirtmeden geçemiyeceğim, ülkemizin sizin gibi Yakup Kadriler'e ihtiyacı var...
|
Cihan KARDEŞLER
İ.Ü İletişim Fakültesi
|
Bir kitap okudum hayatım değişti:
Kitapçının tozlu rafları arasında gezinirken, gözüm bir kitaba çarptı, kitabın üzerinde Metin Aydoğan-Bitmeyen Oyun yazıyordu, hemen kitabı elime alıp sayfalarını karıştırmaya başladım, ama bir kaç dakika içinde, okuduklarım beni dehşete düşürmeye yetmişti. Yalnızca özelleştirmelerle ilgili olan bölümü okumam bile beni derin bir karamsarlığa itti, sayfaları çevirdikçe her satırda şaşkınlığım bir kat daha artıyordu, nasıl bir kısır döngünün içinde yaşıyorduk?
Yapılan onca sahtekarlığa karşın, halâ bilinçli aydınların olması beni biraz da olsa rahatlatmıştı, ama bu ülkenin bir kaç aydından çok, bilinçli bir çoğunluğa ihtiyacı var, ulusal uyanış ne zaman başlayacak? Daha ne kadar sömürülmemiz gerekiyor?
Size gerçekten çok teşekkür ediyorum. Bana içinde yaşadığım, ama farkında olmadığım bir dünyayı bütün ayrıntılarıyla gösterdiniz. Sizden bu çalışmalarınıza ek olarak daha çok öneriler içeren, kurtuluşu kendi iç dinamiklerimizde aramamızı isteyen, ‘Ne yapmalı?' ya yanıt veren yeni çalışmalar bekliyoruz.
Sayın Hocam eğer elinizde varsa, Nasıl bir parti, Nasıl bir Mücadele ve Yeni dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye adlı kitaplarınızı (imzalayarak) göndermenizi isteyebilir miyim?
Bana gösterdiğiniz tüm doğrular için size teşekkürlerimi sunuyorum.
|
Murat Kulaç
Kayseri Polis Meslek Yüksek Okulu
|
Merhaba Metin Bey
Ben, Kayseri Polis Meslek Yüksek Okulu ikinci sınıf öğrencilerinden Murat Kulaç. ‘BİTMEYEN OYUN' adlı kitabınızı bir arkadaşımın tavsiyesiyle aldım ve okudum. Gerçekten çok beğendim. Bu vatana gönülden hizmet etmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sizden 2/D sınıfı öğrencileri olarak bir isteğimiz olacak. Kitabınızda yazmışsınız, kitap almaya para ayıramıyanlara mümkün olursa kitap yollarım diye. Sınıfımızın bir kütüphanesi var ve kitaplarınızla kütüphanemizi zenginleştirmek istiyoruz. Çoğu arkadaşımızın maddi olanakları sınırlı olduğundan genellikle 4-5 arkadaş bir araya gelip kitap alıyoruz ya da korsan kitaplar alarak kendimizi avutuyoruz. Bize bu konuda yardımcı olursanız seviniriz. Çalışmalarınızda başarılar diler saygılar sunarız.
|
Kemal Seyisoğlu
Jan. Binbaşı
|
Sayın Metin AYDOĞAN ,
Meslek hayatıma başladığımda okuma alışkanlığı edinmemiştim, bunda derslerin ağırlığının büyük payı vardı, ya da ben isteksizliğime bu gerekçeyi uygun bulmuştum. Okulda öğrendiklerim ile yetinebileceğimi sanıyordum. Yazılı ve görsel basın ile, resmi yazılardan edindiğim bilgiler ile bugüne kadar geldim. Görsel basın izlemede ulus olarak ağır konular yerine magazin ve son dakika haberciliğini sever, önemli konularda yapılan tartışma konulu veya bilimsel haberlerden sıkılırız. Kitap okumayı hep gözümde büyüttüm, başlasam da bitiremeyeceğim, sıkılacağım hissine kapıldım. 13 Nisan doğum günüm için eşim hediye arayışına girdiğinde, o günlerde tavsiye edilen, yazarı olduğunuz “Bitmeyen Oyun” adlı kitabı alma isteğimden söz ettim ve bu kitabı aldığım takdirde eşim tarafından hediye edilmiş gibi kabul edeceğimi söyledim. Yine aynı kitabın kaynakça bölümünden üç kitap daha seçtim ve hemen getirttim. Diğer kitaplar; Oktay SİNANOĞLU' nun “Hedef Türkiye” ve M.Emin DEĞER'in “Oltadaki Balık Türkiye” kitaplarıdır.
Bitirip bitiremeyeceğim konusunda tereddüt ettiğim 13'ncü baskı “Bitmeyen Oyun” kitabını okumaya başladığımda, okuyucu mektupları ve basında çıkan yazılardan çok değerli bir kitap olduğu kanaati oluştu, ancak tereddüdüm tamamen geçmemişti. Çünkü, övgülerin gerçek veya iltifat olduğunu henüz anlamamıştım. Okumaya başladığımda olaylar kafamda yavaş yavaş şekillenmeye başladı, henüz kitabı bitirmeden bende de bir teşekkür (takdir haddimiz değil) yazısı yazma isteği uyandı. Bir taraftan bu muhteşem eserin yazarı olarak size saygım arttıkça arttı, bir taraftan da içimdeki öfke kabardıkça kabardı. Bu muhteşem ülkeyi yönetmesi için yetki verilenlerin yanlış uygulamaları sonucu içine düştüğümüz / düşürüldüğümüz durum beni oldukça etkiledi. Tüm ülkelerin niyet ve maksadı belli iken, yönetim için yetkilendirilen kişilerin verdikleri kararların, yetki verenlerin kararı olmaması nasıl açıklanabilir, ben anlamıyorum. Becerdikleri tek şey ihanetin ZAFER olarak yutturulması. Bir taraftan okullarda Cumhuriyet tarihinde görkemli ATATÜRK dönemi ve uygulamaları öğretilirken, diğer taraftan ulus yavaş yavaş uçurumun kenarına itilmiştir. Yönetici bunu niçin yapmıştır? Bilmeden yaptı ise beceriksizlik, bilerek yaptı ise İHANET ile suçlanmalıdır. “Bizden önce…” mazereti, hiç kimse için geçerli değildir. Devlet hizmetinde, sonra gelen öncekinin üzerine koymak zorundadır. Cennet ülkemde bir bardak su içmenin dahi, bir başka ülkenin oluruna bağlı olduğunu, her yönetim değişikliğinde durumun daha kötüye gittiğini bilmek ne kadar acı veriyor? Herkes Atatürkçü, ancak kendince Atatürkçü; herkes laik, ancak kendince laik;herkes MİLLİYETÇİ, ancak… İnsanımız cahil, nereye çekerseniz oraya gidiyor. Yalan ve yanlışlarla desteklenen fikirleri kolayca kabul ettirebilirsiniz, en kötü olasılıkla kafasını karıştırırsınız. Okumaya ve okutmaya ihtiyacımız var. Artık herkes, ülkemizi kendi elimizle teslim ettiğimiz AHTAPOTLARIN elinden kurtarmanın yollarını aramalı, siyasi görüşü bir tarafa bırakmalıdır. Bu seferki kurtuluş savaşında, işimiz gerçekten daha zor.
“Bitmeyen Oyun” kitabını bitirdiğimde teşekkürüme karşılık lütfedip beni aradınız, şeref duydum. Kendi eserlerinizden iki takım, daha sonra iki takım daha gönderme inceliğinde bulundunuz, sağ olun. Gönderilen kitaplar arkadaşlarım tarafından kitaplığa konmadan okunmaya devam edilmektedir. “Bitmeyen Oyun” dan bir adet Konya – Ereğli İlçe Jandarma Komutanlığına gönderdim, bütün kitaplarınızı Ankara Jandarma Okullar Komutanlığına önerdim, bir takımını Mayıs ayı sonunda kullandığım 10 günlük izinde, eşimin Antalya ilinde üniversite öğrencisi kardeşine götürdüm, okuduktan sonra İstanbul'daki kardeşine götürecek. İlçede görevli diğer memurların Ankara'dan “Bitmeyen Oyun” kitabını getirttiğini öğrendim. Edinilen kitaplar kitaplıkta durdurulmadan, elden ele dolaştırılmaktadır. Sohbetlerin konusu artık Türkiye'nin sorunları, geleceği ve çözüm önerileridir.
Sayın AYDOĞAN ; “Bitmeyen Oyun” dan sonra Oktay SİNANOĞLU 'nun “Hedef Türkiye” ve M. Emin DEĞER 'in “Oltadaki Balık Türkiye” adlı kitapların hemen arkasından “Avrupa Birliğinin Neresindeyiz” isimli kitabınızı okudum. Önceki kitabı da destekleyici olan bu müthiş eserde ihanetin katmerlisini öğrendim. Bize balık tutmasını öğreten, gerekirse oltamızı da veren bir devlet yerine, karnımızı doyurmak için bize başkasının yakaladığı balığı veren bir devletle bu ülke nereye kadar gidebilir? Üretici bir ulus olmak istiyoruz, tüketici değil. Max Bell 'in hazırladığı ve Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu tarafından 1954 yılında yasalaştırılan Petrol Yasasının 136'ncı maddesini, İlköğretim okuluna dahi gitmemiş insanlara kabul ettirmek deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğu halde, parlamento tarafından kabul edilmesi nasıl açıklanabilir? Amerika Birleşik Devletlerinin Irak'a müdahalesinin ve bu müdahalenin bitimine yakın bir zamanda Doğu Anadolu Bölgesinde yabancı bir petrol şirketi tarafından petrol bulunmasının anlamını, şimdi daha iyi anlıyorum. Bu petrol şirketinin bir zamanlar yönetim kurulu başkanlığını yapan kişinin, şu anda ABD başkan yardımcısı olması, ayrı bir hayret konusudur. Türkiye'nin petrol denizi üzerinde olduğu iddia edildiği halde, tasarrufun başkasının elinde olması hepimizi kahrediyor. Ülkeyi karanlıklardan aydınlığa çıkaran Mustafa Kemal ve yüreğinde bağımsızlık ateşi eksik olmayan yüce Türk ulusudur. Bu ulusun bağımsızlık mücadelesinin hangi şartlarda verdiğini bilmeyen, konaklarda, varlık içinde büyüyen insanlar, doğal olarak tarihi tekrarlayacaklardır. Gümrük Birliğine girmek için kendini parçalayanlar ile onları dilleriyle ya da kalemleri ile destekleyenlerin beklentileri, menfaatleri nelerdir? Onlar seçildiklerinde kişisel menfaatlerini bir kenara bırakmış olmaları gerekmez miydi? Bu şanlı ulus bekleme odasında tecavüze uğrarken seçilmişler kıs kıs gülerek bunu seyrediyor. Söylemlerinde Atatürk' ü dilinden düşürmeyen insanların, uygulamada ihanetleri bağışlanabilir mi? Diplomatik dil ile ikiyüzlülük ayrıdır. Niçin içi dışı bir insanlar seçilmez. Bizim insanımızı değil, düşmanlarımızı kandırmalıdırlar. Suç seçende mi, seçilende mi? Sanırım asıl sorun sistemin yanlışlığıdır. Bu müthiş eserleri okuduğum için şanslıyım, aynı şansı yakalamaları için görüştüğüm herkese tavsiye ettim. Şu anda tüm eserler, bir sıra dahilinde elden ele dolaşmakta ve okunmaktadır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde köylerde, mezralarda yaşayan insanlarımıza hizmetlerde, bugüne kadar ağırlıklı olarak Silahlı Kuvvetler öncülük etmiştir. Bakanların temsilcisi kamu kurum ve kuruluşları güvenlik olmadığı gerekçesiyle köylere hiç hizmet götürmemişler, vatandaşı merkezlere çağırmışlardı. İl Milli Eğitim Müdürlerini ilçelerde, İlçe M | | |