BATI'NIN KÜRT OYUNU
Muharrem Bayraktar Yeni Mesaj, 09.Aralık.2000

Avrupalı olmanın en önemli şartlarından biri olarak önümüze sürekli olarak “Kürt” kartının sürülmesi aslında sürpriz bir olay değil. Biz Avrupalılaşmayı, kültürel ve sosyal kimliğin erimesi olarak algılaya duralım, batılı için Türkiye'nin Avrupalılaşması, “toprak bütünlüğü” diye savuna geldiğimiz, kimilerine göre “masalsı” iddialardan vazgeçmemizle direkt irtibatlıdır.

Avrupa Birliği'ne gireceğiz diye “Kürt hakları, Kürt dili, Kürtçe yayın” gibi Güneydoğu bölgesindeki vatandaşlarımıza yönelik sinsi propagandaların insan hakları adı altında önümüze konulması hiç de tesadüf değil.

Bu oyun dün de oynandı, bugün de oynanıyor, yarın da oynanacak. Elimde önceki gün bir başka eserinden alıntılar yaptığım Metin Aydoğan 'ın bir kitabı var. İsmi “Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler” . Herkesin bir başucu kitabı olarak elinin altında bulunmasını tavsiye edeceğim bu kitapta Kürtlere ve Güneydoğu'ya yönelik olarak oynanan oyunların tarihi bir analizine de yer verilmiş. Türkiye üzerindeki bitmeyen oyunlara her zamankinden çok daha yoğun dikkat çekilmesi gereken şu günlerde, yazar bu görevi ziyadesiyle yerine getirmiş. Kendisini kutluyorum ve kitabından “Kürtlerle ilgili” bölümlerden bazı alıntılar yaparak bugünün en önemli sorunlarından birine, bir nebze ışık tutmak istiyorum:

“ABD'nin İstanbul Yüksek Komiseri Amiral Bristol, Washington'a gönderdiği, 20 Şubat 1922 tarihli raporunda şunları yazıyordu : “... Şimdi Kürdistan, Mezopotamya'nın ünlü petrol yatakları nedeniyle yabancı entrikalar başladığı için kuşkusuz ciddi sorunlar yaratabilecektir. İngilizler Kürdistan'ı denetim altına almak için, Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyecektir.”

M.Kemal, Samsun 'a çıkışından 34 gün sonra 24 Haziran 1919'da Kazım Karabekir 'e çektiği telgrafta şunları söyler; “Noel adındaki bir İngiliz binbaşı, Urfa'dan Siverek yoluyla Viranşehir'e giderek aşiret reisleriyle görüşmüş ve Urfa'ya dönmüştür. Türkiye hakkında çok kötü propagandalar yapmıştır. Aşiret reislerinden aldığı karşılıklar kendisini pek memnun etmemiştir. Kürtler, kayıtsız koşulsuz devletten ve Türk kardeşlerinden ayrılmayacaklarını ve bu uğurda son nefeslerine kadar mücadeleye ve yaşamlarını fedaya hazır olduklarını söylemişlerdir. Adı geçenin vermek istediği büyük miktardaki parayı kabul etmemişler, böylelikle vatanseverliklerini ve namusluluklarını göstermişlerdir.”

“...İnternationele Press Gazetesi, 5 Ağustos 1930 tarihli sayısında şunları yazıyordu : “Eğer bugün İngiliz ‘bilginler' dünya tarihinde önce Kürtlere karşı adalet sağlanması gerektiğinden ve gerçek Kürdistan'ın kurulmasına yardımın zorunlu olduğundan dem vuruyorsa, doğrusu ‘bu adaletin' fazlasıyla petrol ve kan korktuğunu söylemek gerekir.”

Kendilerini demokratik ülkeler olarak tanımlayan Batılı ülkeler, ülkelerinde kurulu düzene karşı çıkan hiçbir harekete hoşgörü göstermiyorlar, ama Türkiye'yi sürekli insan haklarını ihlal etmekle suçluyorlar.

“ABD, PKK'nın Washington'da büro açmasına izin verirken (1997) Texas'ın bağımsızlığı için mücadele eden ayrılıkçı örgüt lideri Richard Mc Loren'a 99 yıl, yardımcısına 50 yıl hapis cezası verir.”

İşte Aydoğan 'ın kaleminden Batı'nın Kürt kartını kullanmakta uyguladığı entrikaları ele aldığı bölümden kısa bir kesit.

Metin Aydoğan 'la bu akşam Meltem TV'de Diyalog programında, Avrupa Birliği, Batılılaşma, Batı'nın Türkiye üzerindeki hesapları, Atatürkçülük ve Batı, IMF gibi pek çok konuyu ele alacağız, yazının devamını ondan dinleyelim.