Söze Cemal Süreya 'nın dizeleriyle girmek daha doğru olacak:
"Selam size büyük durumlar doruk anlar
Dağ görgüsü kazanır Ağrı'yı bir kez de görse kişi
Marmara'da yirmi yılda çıkaramayacağı gerçeği
Okyanus'u beş dakika seyretmekle kavrar"
Atilla İLHAN 'ın 21 Ekim 1999 günlü Cumhuriyet'te, "Sizi bilmem ama, ben hayatım boyunca şu okuduğunuzdan daha güzel şiir okumadım; heyecanlanırsam, haksız mıyım?" diye övgüyle sözünü ettiği Metin Aydoğan 'a ait Bitmeyen Oyun adlı kitaba getirmek istiyorum sözü.
Cemal Süreya 'nın yukarıdaki dizeleri ile Karl Marks 'ın "İnsan sarayda başka düşünür, kulübede başka" sözü arasındaki koşutluğa dikkat çekmek isterim. Çünkü gerçekten de, maddi yaşamdaki olgulara nereden baktığınız çok önemli. Dünya'ya Everest'ten bakmakla sözgelimi Yamanlar Dağı'ndan bakmak farklı olmalı.
Osmanlı'ya göre saz, şeytandır; katledilmeli, yok edilmelidir. Halk ise, "Behey sersem kafa, şeytan bunun neresinde ?" diye sorar ve maddi gerçeklikleri sıralayarak Osmanlı'nın bakışını yadsır.
Halkın Sesi
Metin Aydoğan 'ın Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler 1919 - 1999 kitabı küreselleşme martavalıyla ulusal bağımsızlık düşüncesine sahip çıkanlara halkın sesiyle yanıt veriyor: "... Küçük birimler halinde yapılanarak dünyaya yayılan küresel şirketler; içinde rahat hareket edebilecekleri, ulusal direnci olmayan küçük ve güçsüz ülkeler istiyorlar. Bu isteğin sloganlaşan ifadesi; 'serbest piyasa ekonomisi', 'dünya ticaretinin serbestleşmesi', 'liberal ekonomi', 'kabile ekonomisi', 'yerel yönetimcilik' ya da 'yeni - Osmanlıcılık'tır. Din, dil, yerel kültür, mezhep ve etnik köken gibi eskiye dayanan sosyal oluşumlar, bu nedenle ilgilerini çekiyor. Ulus - devletin yerine geçirmeye çalıştıkları yeni toplum biçiminin oluşturulmasında, bu öğelere aktif bir misyon yüklüyorlar.(...) Türk - Kürt, Alevi - Sünni, inanan - inanmayan, laik - antilaik, sağ - sol ayırımları planlı bir biçimde gündemde tutuluyor."
Metin Aydoğan , Marmara'da yirmi yıl oyalanacağı yerde, gerçeklere okyanus büyüklüğünde bakıyor.
Aydoğan , 1969'da KTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitirmiş, o yıllarda öğrenci hareketlerinin içinde bulunmuş gerçek bir aydın. 1997 - 1999 yılları arasında ADD İzmir Merkez Şube Başkanlığı'nı yaptı; şimdi aynı derneğin onur üyesi. Bitmeyen Oyun 'dan başka "Nasıl bir Parti ? Nasıl Bir Mücadele" ve "Yeni Dünya Düzeni - Kemalizm ve Türkiye - 20.Yüzyılın Sorgulanması" adlı kitapları var.
Metin Aydoğan 'a göre Prometheus , tanrı Zeus 'un iktidarına karşı başlattığı devrimle tanrıların egemenliğini ortadan kaldırır. "Türk devrimi de, 'yeryüzünün tanrıları'na bir karşı çıkış, aklın ve bilimin yaşama egemen kılınması" dır. Ve der, yeryüzünün tanrıları onu hiç affetmediler.
Gerçekten de Batı, Lozan'ı hiçbir zaman affetmedi. Bakın, IMF 2.Başkanı Stanley Fisher , CNN - Türk'te M.Ali Birand 'a neler söylüyor: "Türkiye bu dış borç, bu bütçe açığı ve bu yüksek faizle daha fazla gidemez. Yolun sonuna geldiniz. Türkiye büyük bir krizin eşiğinde bulunuyor. Türkiye hasta adam!"
Türkiye üstünde oynanan oyunları daha net görebilmek için gerçekten de Everest'e çıkmanız gerekiyor. Emperyalist Batı, Türkiye'yi sürekli hasta olarak görmek istiyor. Türkiye'yi bu hasta durumdan kurtarmak için düşünen, karşı çıkan aydınları, gazetecileri, sanatçıları, politik arenadaki temsilcilerine gammazlıyor, ileri giderlerse hapislerde çürütüyor, yapay kavga ortamlarında katlediyor. Çünkü onların hiç mi hiç hazmedemedikleri, ulus - devletten yana olan, etnik farklılıkları bir tür zenginlik olarak gören anti - emperyalist kafalardır. Birazcık yumuşayıp Yeni Dünya Düzeni, Küreselleşme filan deyin, şu kadarcık zarar gelmez. Hatta o zaman yüksek bilmişler kurulundan ödüller bile alır; 'üst düzey' toplantıların, panellerin, konferansların ve daha bir sürü zımbırtının baş aktörü olursunuz.
Oyunu bozmak
Metin Aydoğan , bir kurultay tebliği olarak düşündüğü yazılarını kitaplaştırmış, kitabın rahat okunmasını sağlamak için düşüncelerini on altı başlıkta sunmuş okurlara. Bunlar; Yeni Yüzyıla Girerken, ABD ile Anlaşmak, ABD'ye Borçlanmanın Gerçek Yüzü, Ulus - Devlet ve Tahkim, Uluslar arası Şirketlerin Gerçek Yüzü Özelleştirme ve KİT Satışları, Gümrük Birliğinin Kısa Öyküsü, Batı'da Korunan Devlet ... Metin Aydoğan , kitabının son bölümünde "Ne Yapmalı?" sorusunun yanıtını arıyor. Mustafa Kemal 'in 24 Ekim 1919'da Kırşehirli gençlere seslenişini alıyor: "En önemli kurtuluş ilkesi, halkın örgütlenmesidir. Örgütlenmeyen bir halk saray karşısında, sömürgeciler karşısında yenilir, ezilir. Öyleyse genç aydınlar, halkın önüne düşeceksiniz. Ulusal bilincin ateşini yakacak ve Türk halkını bağımsızlık savaşımızın halkasında örgütleyip birleştireceksiniz. Bu örgütlenmeden nereye çıkacağız. Bu örgütlenmeden halkın yüzyıllardan beri özlediği halk devleti yoluna çıkacağız. Bu halk hareketini bir ulusal devlet haline getireceğiz. Kırşehir gülü gibi toprağa, halka bağlı yeni bir Türk Devleti."
Metin Aydoğan , bu toprakların aydın bir insanı olarak olgulara halkın penceresinden bakmış, bakmakla kalmamış; demokrat, ilerici, çağdaş bir Türkiye için yaşamı boyunca mücadele etmiş. Türkiye üzerinde oynanan oyunları farketmiş, bu oyunları bozmanın yollarını göstermiş.
Derim ki, yumurta kapıya dayanmadan... Okuyun, bir daha konuşalım. |