"... OLTADAKİ BALIĞA YEM YOK!...!
Atilla İLHAN Cumhuriyet , 15.10.1999

Bayar ve Menderes , acılı ve karanlık Yassıada gecelerinde, acaba hiç düşünmüş müdür? DP, CHP'yi yeterince 'Amerikancı' bulmuyor; NATO'ya girmenin, Türkiye'nin 'kalkınmasını' hızlandıracağını iddia ediyor ; 'Görülmemiş Kalkınma' nın ardındaki hesap buydu. Oysa, ABD yönetiminde, ekonomiden istihbarata kadar, pek çok alanda etkili milyarder Nelson Rockefeller ; hemen hemen aynı yıllarda, Başkan Eisenhower 'e yazdığı bir mektupta, Türkiye hakkında şunları söylüyordu:

"...Türkiye gibi, anti/komünist hükümetlerin iktidarda bulunduğu ülkelere yapılacak yardımlar ve açılacak krediler, öncelikle 'askeri' nitelikte olmalıdır; oltaya takılmış balığın yeme ihtiyacı yoktur. (Buraya dikkat)... Geliştirilmiş ekonomik yardım, Türkiye'de bazı durumlarda, düşünülenin tam tersi sonuç verebilir; yani bağımsızlık eğilimlerini artırıp, mevcut askeri planlarımızı zayıflatabiliriz. Bu tür ülkelere yapılacak yardım, bize bağlı hükümetleri iktidarda tutacak ve ABD'ne düşman unsurları zararsız hale getirecek biçim ve miktarda olmalıdır!.." ( Doğan Avcıoğlu, "Milli Kurtuluş Tarihi", s. 1673)

Buradan bakıldı mı, yalnız Bayar/Menderes yönetimindeki DP iktidarının değil; 'Büyük Türkiye' hayali kuran, Demirel 'in AP iktidarının da, uluslararası bir 'yanlışlıklar komedyası'nın talihsiz figüranı olduğu görülebilir. Yalnız, 'Soğuk Savaş' tan Almanya ile Japonya'nın galip çıkması, bugün artık, Senato'yu ziyaretinde Ecevit 'e o ağır lafları söyleyen Demokrat Senatör Joseph Biden 'in 'tafrasını' havada bırakıyor; ABD, Türkiye'ye hükmedecek gücü kaybetmektedir.

Örnek mi, örnek kolay.

İnsan Bilmeden Okusa!.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü dekanlarından, 'Küreselleşmeci' Prof. Jeffry E.Garten demiş ki meselâ;

"...ABD bugün, 'ikinci sınıf' bir ülke olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yaşam standartı sürekli düşmektedir, toplumsal karışıklıklar ve başka uluslara sermaye ve teknoloji bağımlılığı artmaktadır. Nüfusun yüzde onu açlık sınırındadır; her üç çocuktan birinin, on yedi yaşından önce, bir kamu yardımına gereksinimi vardır. Otuz beş milyon Amerikalı, Sağlık Sigortası'ndan yoksundur. Her yirmi beş dakikada bir cinayet işlenmektedir. Federal bütçe açıkları hızla artmaktadır. Eğitim düzeyi düşmüştür, toplumun fiziksel altyapısı çökmekte, teknoloji temellerimiz hızla aşınmaktadır. Bankalarımız karışıklık içindedir; siyasal kutuplaşma ve değer boşluğu (Cynisme) yayılmakta, ulusal yönetim zayıflamaktadır..." ('Soğuk Barıs', Jeffry E.Garten, Sarmal Yayınevi s. 36)

İnsan bilmeden okusa, adamın, ülkemizin günümüzdeki 'perişanlığını' anlattığını sanabilir; bu da, hem bizim telâşımızı haklı çıkaracaktır, hem de ABD'ne güvensizliğimizi! Öte yandan, 'ılımlı İslam' lehine lâiklikten, bilhassa Kemalizm 'den vazgeçilmesini - neredeyse on yıldır - tavsiye edip duran, eski CIA ajanı, Rand Corporation 'orta vâde tahmin uzmanı' Graham E.Fuller de; - Türkiye'de gerçekleşmesini herhalde umutla beklediği - 'etnik çatışmanın', kendi ülkesini tehdit ettiğini düşünmektedir, demiş ki mesela;

"...ABD eğer, ekonomik ve toplumsal sorunlarını çözmede başarı gösteremezse, Birleşik Devletler'deki etnik yapı, Amerikan demokrasisini, tehlikeye düşürecek ölçülerde çatlatacaktır..." ('The Democracy Trapp', New - York 1991).

Yalnız bu kadarı bile, Kıbrıs için 'hava basan' Amerika'lı senatör Joseph Biden' i 'madara' etmeye yeter ya; ya 'Sistem'in iç diyalektiğinin gittikçe kızışan çelişkilerine ne demeli?

 

Senatör'ün yaptığı aslında blöf!

Şimdi ister misiniz, 'Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler' adlı, o küçük fakat son derece yararlı kitaptan, bir paragraf okuyup, bir de alıntı yapalım:

"...ABD, Japonya ve Almanya arasındaki rekabet şiddetleniyor. Bu ülkeler, yoksul uluslara karşı birlikte hareket ediyorlar ama, kendi aralarındaki gerilimler de giderek şiddetleniyor. Amerikalılar gelişmelerden rahatsız. Dünya liderliğini kaybetmekte olduklarını görüyorlar ve çaresizlikten, onu, bir oranda paylaşmaya razılar..."

"...Jeffry E.Garten, bu üç ülkenin küresel sorunları 'işbirliği' içinde ele alıp, dünyayı 'kollektif bir önderlikle yönetmesi olasılığı var mıdır; ve 21.yy'da, dünyanın lideri kim olacaktır? Sorusunu soruyor ve cevabını kendisi veriyor : "...üç büyükler ekonomi alanında amansız rakiplerdir. Kendi iç pazarları dahil, aynı pazarlar için rekabet edecekler. Sermaye dolaşımı için rekabet edecekler. Aynı ileri teknoloji endüstri dallarına hâkim olmaya çalışacaklar. Ekonomik rekabetin ötesinde, farklı askerî yeteneklere sahip olma, birlikler ve füzeler gibi sıkıcı konular, önümüzdeki yılların gündeminden düşmeyecek. Amerika ekonomik rekabet sorunlarını kaçınılmaz olarak, siyasal ve askeri güçlerle dengelemeye çalışacaktır. Bu tür girişimlerin, Japonya ve Almanya'da büyük huzursuzluklar yaratması ve direnişe geçmelerine yol açması, kaçınılmazdır..."

"...ulusumuz, 1941'den bu yana (ABD/Japonya Savaşı) görülen en şiddetli meydan okumayla yüz yüzedir ve o döneme kıyasla, bugün, böyle bir meydan okumaya tepki göstermek için daha az hazırlıklı bir durumdayız. Gelecekteki dünya düzeninde büyük önem kazanacak alanlarda, şimdiki trendlerin temelinde 'ikinci sınıf' bir ülke olma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Sermaye ve teknoloji açısından, giderek artan bir biçimde, başka uluslara bağımlı hale geliyoruz..." ( Metin Aydoğan, 'Bitmeyen Oyun ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler', s.26/27, İzmir, 1999)

 

Bu kadarcık bilgi, Amerikalı Demokrat Senatör'ün Ecevit 'e ve Cem 'e 'blöf yaptığını' göstermeye yetmez mi? Fakat asıl, Birleşik Amerikalı aydınların, ülkeleri için gördükleri tehlikeler arasında öyleleri var ki, bunlar öteki ülkelere Washington tarafından 'kalkınma için' ısrarla ve hararetle önerilen, 'küreselleşme'nin kapsamına giriyor.

Ne gibi mi?

Herkesi budala sanıyorlar

Jeffry E.Garten ne demiş 'ABD, Japonya ve Almanya - kendi iç pazarları dahil - ekonomi alanında amansız rakiplermiş; aynı pazarlarda sermaye dolaşımı için rekabet edip, aynı yüksek teknoloji dallarına hakim olmaya çalışacaklar'mış ! Bundan son derece kötü ve tehlikeli bir şeymiş gibi bahsediliyor. Allah Allah, üçüncü ülkelere - bu arada bize de - önerip durdukları çözüm, 'piyasasını bu türden bir rekabete açmak' değil mi? Yâni onların ekonomisi için kötü ve tehlikeli olan, bizim ekonomimiz için, nasıl iyi ve yararlı olabiliyor? Buna 'çifte standart' denilmez mi?

Jeffry E.Garten 'in şu saptaması da hayli ilginç ve kafa karıştırıcı; 'sermaye ve teknoloji açısından, gittikçe artan bir biçimde, başka uluslara bağımlı hale geliyorlar'mış! Bundan ürküyor. Hoppala! Bu ürktüğü, yıllardır üçüncü ülkeleri 'katmaya' çabaladığı 'karşılıklı bağımlılık' prensibi değil midir? Adama sormazlar mı: hani olağanüstü iyi ve yararlıydı?

Herkesi budala sanıyorlar.