Hazindir, ama doğrudur: 'İhtilâl'in lideri, 'İnkılâb' ı oluştururken, 'Mevzuatı' da lâikleştirmek azmindedir; 'lâik' ama 'ulusal' bir Medeni Kanun istiyor; 'Mecelle' , neresinden bakılsa, bir hukuk şaheseridir ama, 'Ulusal Demokratik Devrim' in, 'medeni' ihtiyaçlarını karşılayamaz! Gâzi , 'Türk Medeni Kanunu' için, İnkılâb'ın hukukçularına, yanılmıyorsam, iki yıl süre tanımıştı; iki yıl sonra uzmanlar, hem o yasayı öngörüldüğü üzere; hazırlayamazlar; hem de yerine, 'İsviçre Kanunu Medeni' sinin uyarlanmasını' önerirler; dedikleri olmuştur, zaten İdâre Hukuku'nda Fransız, Ceza Hukuku'nda İtalyan 'Mevzuâtı' etkili olmuş, düpedüz örnek alınmıştır; rahatlıkla sorabilirsiniz : ne biçim bir 'Ulusal Demokratik Devrim?'
Gâzi' nin Müdafaai Hukuk 'kadrosu'nda, sırtını halka dayayıp 'Emperyalist' i kovacak, rejimi değiştirecek; 'İhtilâl' gerçekleştirecek, yürekli vatanperver çoktu: İnkılâb'ı, çağdaş ve ulusal bir 'birleşim' olarak somutlaştıracak, 'aydın' yoktu; eldekilerin çoğu 'Tanzimat Aydını' , 'çağdaşlaşmayı' Batı'nın 'maymunu olmak' zannediyor. Unutmuş olamazsınız, Fâlih Rıfkı Bey 'in 'tanzimatçı' diye vasıflandırdığı, yalnız Ali Kemal Bey değildi; İsmet Paşa 'yı da, 'ilerici bir tanzimatçı' diye vasıflandırarak, eleştirmiştir. İnkılâp, biliyorsunuz onun yönetiminde 'ulusallığı' bırakmış, 'Yunaniliğe' kaymıştı; günümüzdeki 'yunanilik merakı' nın kökleri, ta oralardadır.
Çünkü, AB kıstaslarına göre bir Türkiye biçmek, neticede hiç de sanıldığı gibi 'çağdaş' bir model ortaya çıkarmayacaktır; eğer parçalanmayı başaramazlarsa ya 'dominyon' a benzeyecektir ya da üstü örtülü bir 'manda' ya! Mütareke 'de, payıtaht'taki 'köpeklerine' , hararetle ve ısrarla 'talep ettirdikleri' , bu değil miydi?
Liberal / Kapitalist 'oligarşi!!..
Kuşkunuz mu var? Öyleyse, hadi konuşalım! 'Soğuk Savaş' Türkiye 'si tabii, 'Sıcak Savaş' Türkiye' si de , Basın Özgürlüğü nedir bilmezdi : adı 'Cumhuriyet' ya da 'Demokrasi olabilir ama, yayın hayatı son derece kısıtlanmış: hatırlarım, 50'li yılların başında, elimde bilahare üç kitap oluşturabilecek iki dosya şiir ve iki romanla ortadayım; kimse yayınlamayı düşünmüyor; yayıncılık 'tek parti oligarşisi' nin 'tekel' ini sürdürmektedir; 'Varlık' , 'Yeditepe' , 'Yenilik' ve benzeri dergilerin 'çetesine' dahil edilseniz; hele maazallah adınız 'Solcu' ya çıkmışsa, bekleyeceksiniz ki, ya Avni Dökmeci , ya Sâlim Şengil gibi gözüpek aydınlar çıkıp, sizi yayınlasın; ya da bazı 'Solcu' dergiler, arka çıksın!
O günler, çok şükür, geride mi kaldı? Hadi canım, şaka mı ediyorsunuz, Allah aşkına! Son beş yıldır ülkemizde, AB ve ABD kısaca 'Sistem' aleyhinde açık seçik ve doğru eleştiriler yapan, yazarlar da, kitapları da, 'Holding Basını' tarafından, 'resmen' gürültüye getiriliyor; 'kırmızı topuklu' bir roman, 'aldatmak' vb. kitaplar, daha yayınlanmadan 'çok satmaya' başlar; 'listeler' aylarca, onların 'taht-ı işgalinde' dir; oysa çıkmış, yoğun alâka görmüş, bilmem kaç kere 'sahiden' basılmış 'eserlerin' , lâfı bile edilmez; bırakın övgüyü yergiyi, 'haber' den sayılmaz! Peki bu AB ve ABD ('Sistem') mantığıyla, belirgin bir 'sansür' ; en azından bir 'kısıtlama' ya da 'haksızlık' değil midir? Liberal demokraside yeri var mı?
Tısss!
Metin (Aydoğan) , bu haksızlığa uğramış yazarlarımızdan birisi; meraklısı hatırlayacaktır, ilk kitabını, birkaç yıl önce, bu köşede size tanıtmıştım. ("Yeni Dünya Düzeni / Kemalizm ve Türkiye") ; bu eser en az üç yayınevi tarafından, şimdi tam sayısını hatırlayamayacağım kadar çok basıldı; yükselen 'Dip Dalgası' nın eğilim, özlem ve değerlendirmelerini ifâde ettiği için, bütün 'Ulusal Cephe' de geniş alâka topladı; ilâç için olsun diye, basında, ondan söz eden tek satır okuyabildiniz mi?
Lehinde aleyhinde, kaç 'eleştiri' yayımlandı? 'Tık' yok! Şimdi bu 'eşitsizlik' , 'alenen ve resmen' bir tarafı kayırma; Kopenhag Kriterleri 'ne tıpatıp uyan AB 'demokrasisi' mi oluyor?
Boş versenize!..
'Ben dahil' demiş!..
Metin'in (Aydoğan) sonraki kitabı; daha az ilginç, daha az alâka görmüş değil; o da kapışıldı kapışılıyor; 'toplu alımlar' yaşıyor, çünkü 'açık bir yara' dan, AB ile 'ilişkilerimizden' söz ediyor : "Avrupa Birliği'nin Neresindeyiz? 'Kum Saati', Güncel Kitaplar, Mayıs 2002." İkinci başlığı, içeriğini, galiba daha iyi özetlemiş; "Tanzimat'tan Gümrük Birliği'ne!" Önceki söyleşide şöyle bir göz attığımız paragraf, bu eserden rastgele seçtiğim bir paragraftı; kitabın bütünü, yazara mahsus su gibi temiz ve akıcı Türkçe, sağlam bir Cumhuriyet 'mantığı' ; doğru seçilmiş, doğru yorumlanmış belgelerle dolu; hassaten İhtilâl ve Inkılâp konusunda, 'sonrakiler' in tutumu ve davranışı, gerçeğe tıpatıp uygun. Bakar mısınız, neler diyor?
"...Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Atatürk'ün yanında yer alarak, önemli görevler yapan İsmet İnönü, Atatürk öldükten sonra, 'tercihini' devrimlerin sürdürülmesinden yana değil, Osmanlı Reformculuğu'ndan (Tanzimatçılık) yana kullanmıştı; bunu da açıkça ifâde etmişti; anılarında şöyle diyordu..."
"... Terakkiperver Fırka ileri gelenleri 'reformcu' kimselerdi ama, 'Osmanlı reformcusu' idiler; ben dahil hiçbirimiz reformculukta Atatürk metodlarını daha önce görmüş, düşünmüş, benimsemiş değildik..." (a.g.e., s.93)
İsmet Paşa 'nın, 'Hatıraları' nda, 'Osmanlı Reformculuğu' na, 'ben dahil' diyerek katıldığı, daha önce kimin dikkatini çekmişti? |